Sıcak fena basmıştı yine. Meserret hanım belki saatlerdir konuşmadan, gözlerini gökyüzünden ayırmadan oturan oğluna baktı yan gözle. Ay ışığıyla aydınlanmış yüzünde göz yaşlarının parıltıları gözleniyordu. Sarıbaş yere kıvrılıp yatmıştı çoktan. Karnı doymuş, rahat ve şefkat dolu bir yuvaya kavuşmasının verdiği mutlulukla uykuya dalmıştı. Yaşlı kadın yavaşça kalktı, oğlunun elini bıraktı kerevetin üzerine: - Yatalım artık Hakan''ım... Sabah olsun hayır olsun. Çok taze daha derdin. Hele biraz zaman geçsin. Belki sinirle söylenmiştir o sözler. Bunca senedir bir şey yoktu da... Hakan başını salladı: - Yok anne! Dönüşü yok bunun artık. Gururum iki paralık oldu. Oyun oynadı benimle, aldattı beni. Yediremediğim, hazmedemediğim bu benim. Yoksa sevdanın acısı değil. Sevda acısından böyle perişan olacak insan değilim ben.
Oğluna baktı kadın acıyarak: - En kötüsü de budur ya evladım. İnsanın kırılması, hem de öfke dolu kırgınlık. Gururunun oyuncak edilmesi. Yazıklar olsun Hülya''ya... Ne diyeyim. Ama üzülme bir tanem. İstersen gider konuşurum annesiyle... Hakan fırladı oturduğu yerden: - Sakın ha anne, sakın ha! Böyle bir şey yapma sakın. Bırak kendi bildiklerini yapsınlar, ne halleri varsa görsünler. Şu dakikadan itibaren Hülya öldü benim için anne. Yok öyle biri.
Oğlunun sırtını sıvazladı yaşlı kadın. Usulca çıktılar birbirlerine sarılmış bir halde merdivenleri. Kapılarını kilitlediler. Sarıbaş dışarıda kalmış, kerevetin üzerine çıkarak yusyuvarlak olup derin bir uykuya dalmıştı. Sıcak daha da fazlalaşmıştı. Selda pijamalarını giyip yatağının içine bağdaş kurarak oturdu: - Anlat şu işi başından hele abla! Hülya aynanın karşısında kestane renkli, parlak saçlarını fırçalıyordu sakin bir şekilde. Ukala bir tarzda güldü: - Ne anlatayım ayol! Anlattım ya işte... - Çok zenginlermiş değil mi? Ben biliyorum onların oturduğu villayı. Sahildeki en güzel ev. Kim bilir İstanbul''daki evleri nasıldır? Eh! Artık sen de sosyeteye girersin. O lüks otellerde olur düğünün... Mutlu bir şekilde kahkaha attı Hülya: - Eh, olsun o kadar değil mi? Selda birden durakladı. Yatağın üzerinde ileri geri sallanıyordu. - Ya kötü biriyse ama?.. Hiç tanımıyorsun ki! - Saçmalama... Kötü olsa belli olur. Kötü insanın arkadaşı olmaz, hem ne bileyim, nereden çıkardın şimdi bunu. Bıktım senin bu ince eleyip sık dokumandan... Her şeyi böyle yaparsın zaten... Aynaya doğru uzattı başını, kaşını, gözünü inceledi. Sonra kalktı ayağa: - Ben esas yarın nasıl kaçacağım buluşmaya onu düşünüyorum. - Hasta numarası yap. Babam çabuk yutar bu numarayı... Başını salladı Hülya: - Eve gelmem lâzım o zaman. Anneme sorarsa... - O zaman arkadaşında toplantı olduğunu söyle, ne bileyim mesela Gülay''lara gideceğim bir şey almak için de... Sevinçle parladı kızın gözleri: - Bak bu olur işte. Hemen dantel örneği alıp geleceğim falan derim. Harika... Ellerini çırparak attı kendini yatağına. Bütün gece heyecandan uyuyamayacağını bildiği halde ışığı söndürüp yattı...
DEVAMI YARIN

