Kaydet
a- | +A

Hayat hanım kapıyı açan Güler''e tepeden bakarak lütfen konuşuyormuş gibi isteksiz bir tavırla sordu: - Berrin hanım evde mi? - Evet hanımefendi, içeride uzanıyor, bu sabah biraz başı ağrıyordu. Buyurun siz salona ben kendisine haber evreyim... Kadın mağrur tavırlarla hizmetçi kızın işaret ettiği tarafa yürüdü. Gri renkli bir döpiyes, içine kahverengi ipek bir bluz giymişti. Döpiyesinin yakasında şık bir pırlanta iğne takılıydı. Saçları yeni kuaförden çıktı belli, pırıl pırıl parlıyordu. Yılan derisi kahverengi ayakkabılarıyla takımdı kolundaki çanta. Kendinden emin tavırlarla salona girip koltuklardan birine oturdu. Ayak ayak üstüne atarak çantasındaki aynı takımın devamı yılan derisi sigaralıktan uzun, ince bir yabancı sigara çıkardı. Altın bir bayan çakmağıyla yaktı. Sinirli hareketlerle gözlerini dolaştırdı odanın içinde. Eskiden beri tanışmalarına rağmen aralarında yapmacık bir ilişki vardı İskender Gülhan ve ailesiyle... Bunları düşünürken salon kapısı açıldı ve ipek, petrol mavisi sabahlığına bürünmüş Berrin hanım gözüktü: - Hayat... Haber verseydin geleceğini keşke... Ah! Kusura bakma, korkunç bir baş ağrısı ile kıvranıyorum. Kaç gündür başımı kaldıramıyorum.

- Geçmiş olsun... Bilseydim rahatsız etmezdim ama önemli bir konu görüşmek istiyorum... Berrin hanım şaşırmıştı. Kapının ağzında durmuş onları dinleyen Güler''e döndü: - Güler, bize birer bardak capuccino yap haydi... Kız hemen fırladı dışarıya. Berrin hanım merakla döndü misafirine: - Hayrola hayatım, ne oldu? - Onur! Onur hakkında konuşacağım. Geçen gün buraya gelmiş. Esin''le evlenmek istiyor. Bunu herkes biliyor bizim camiada. Oğlumun isteği olduğu için ben de kabul ediyorum. Yan gözle karşısındaki kadına bakarak ekledi müstehzi bir tavırla: - Bana kalsa elli tane kız bulurum oğluma ama... Bu hakareti duymazlıktan geldi Berrin Gülhan. Devam etti Hayat hanım: - Ama galiba kızın hayır demiş. Doğrusu anlayamadım Berrin. Onur çok kötü, evladım yemeden içmeden kesildi. Tutturdu "Esin!"diye... Ne yapacağımızı şaşırdık. Acaba kızın oğlumda ne eksiklik gördü merak ettim... Berrin hanım yutkundu. Alttan almaya çalışan bir sesle: - Haklısın Hayat''çığım. Yerden göğe kadar haklısın. Ama inadı tuttu bir kere. İstemem diye tepiniyor nedense. Baş ağrılarımın sebebi de bu mesele. Evladım Onur bana geldi, konuştu aklı başında bir şekilde. Ne istiyor bu kız bilemedim. İskender''i de bilirsin, "üsteleme" diye tutturdu... Topu kocasına attığı iyi olmuştu. Hiç olmazsa kendisini kurtarabilirdi böylece. Ama için için köpürüyor, eğer Esin''i o anda görse parçalayacağını düşünüyordu. Erol Sönmez ve ailesiyle dostlukları sona ererse, bulundukları camiada kendilerinin ne kadar itibar kaybedeceğini biliyordu. En büyük korkusuydu bu. Bu yüzden kadının söylediği her şeye boyun eğiyor, tüm suçu kızına ve kocasına atıyordu. - İskender araya girmese parçalamıştım Hayat! Asi oluyorlar bunlar... Bir kere daha konuşacağım kendisiyle, hemen kestirip atma sakın. Ne olur. Bu gece etraflıca konuşurum ben. Mutlaka bir haber veririm. Hayat hanım Güler''in getirdiği fincana elini bile sürmemişti. Ayağa kalktı: - Bilmiyorum artık Berrin. Hayır, oğlumun bir eksiği olsa amenna! Ama aslanlar gibi evladım. Tahsilli, yakışıklı... Daha ne istiyor... hem Onur Amerika''ya gitmeden önce gayet iyilerdi. Berrin hanım mahcup bir tavırla önüne bakıyor, için için kızına diş biliyordu. Hayat Sönmez sert hareketlerle kapıya geldi.

- Allahaısmarladık Berrin. Konuşacak mısın, ne yapacaksan bana kesin bir cevap ver! DEVAMI YARIN