Mahmut, ocağın yanında duran kirlenmiş bezle ellerini sildi. Ter içinde kalmıştı. Arka tarafa geçip küçük lavaboda ellerini yüzünü yıkadı, kuruması için ellerini sallayarak baktı karısına: - Nerede kaldı bu kız Nemika? Kime gitti? - Gelir şimdi Mahmut! Ancak, genç bunlar, lafa dalmışlardır.
Adam öfkeyle söylendi: - Sekize geliyor yahu! Olmaz böyle şey! Nemika hanım başını eğdi, dikkatini elindeki kaşar peynirine verdi. İnce ince doğruyordu dilimler halinde. Kendi kendine söylendi sıkıntıyla. Burnundan soluyordu sanki. - Ben sana gösteririm geldiğinde kız. Utanmaz... Beni ateşe atacak... Bilmez sanki babasının ne deli bir adam olduğunu. Böyle zor durumlara sokar beni utanmadan! Bu sırada Selda geldi yanına, kırıntı kaşarlardan bir tane alıp ağzına attı: - Elleme kız, şimdi hırsımı senden çıkartırım haa... Selda hayretle geri çekildi: - Aaaa, ben ne yaptım sana? Bana ne bağırıyorsun? Nemika hanım kocasından tarafa baktı korkuyla. Elindeki bıçağı kaldırdı vuracakmış gibi: - Sus, gözün çıkmasın, baban duyacak! Nerede o ablan olacak kız? Omuzlarını silkti genç kız: - Ben ne bileyim, gelir herhalde.
Tam bu sırada arka tarafta bir tıkırtı duyuldu. Hülya yanakları al al olmuş bir şekilde bitiverdi yanlarında. Nemika hanım onun gelişiyle rahatlamış olmanın verdiği duygularla da verdi veriştirdi usul usul: - Neredesin sen kız? Saat kaç biliyor musun? - Ne yapayım anne! Kalkalım diyemedim. Arkadaşları falan hep birlikteydik. Kalabalıktık. Biraz daha rahatlamıştı Nemika hanım bu sözleri duyunca. Ama taviz vermek niyetinde olmadığı için kızının kolunu olanca gücüyle sıktı. - Sen görürsün, babana dua et şimdi. Arkadaşına dantel örneği almaya gitti dedim. Ona göre. Evde hesaplaşırım seninle ben! Mahmut arkasını döndü bir anda. Kızını görünce seslendi: - Geldin mi Hülya? Nerede kaldın be kızım, baksana şu hale, kardeşin yetişemiyor tek başına, haydi geç servise yardım et bakalım. Sipariş vermeyi bekleyen bir kıyamet insan var dışarıda. Hülya eğilip baktı yan gözle. Gerçekten de tezgahın önü dolmuştu. İlk defa gözüne fazla görünmedi insanlar. Oysa her zaman sıkıntıyla bakardı bu manzaraya. Keyif içinde kıkırdadı: - Hemen baba! Geliyorum. Annesine kinayeli bir bakış fırlatarak önlüğünü taktı ve hemen dışarı çıktı. Selda peşinden koşarak gelmişti adeta. Yanına yaklaşıp fısıldadı heyecanla: - Ne oldu abla anlatsana? Omuz silkti mağrur bir tavırla: - Yok bir şey, konuştuk, gezdik işte. Ah! Görsen ne muhteşem yerler. Hele arkadaşları. Bir tek o Aylin midir nedir o kız hariç hepsi de harika insanlar. O kadar mutluyum ki... Ailesine açacak bu konuyu. Bu yaz nişan yaparız diyor... Selda gözleri kocaman açılmış, merakla dinliyordu ablasının anlattıklarını. Müşteriler ise seslenip duruyorlardı... DEVAMI YARIN

