Kaydet
a- | +A

Genç adam hemen gülümsedi kibar bir şekilde: - Tabi küçük hanım. Hemen bakarım. Sigortanın bulunduğu kapıyı açtı. Takım çantasını yere koydu. Oldukça karanlıktı ortalık. Esin başını uzattı: - Fener var, ister misiniz? - İyi olur. Pek görünmüyor çünkü. Birkaç saniye sonra genç kız elinde bir el feneriyle geldi. Işığı sigorta paneline doğru tuttu. Selim kibarca özür diledi: - Size zahmet olacak ama bir süre tutmanız gerekecek.. - Yooo, niye zahmet olsun, tutarım. Ben de severim böyle işleri seyretmesini.

Bir süre konuşmadılar. Selim ciddi bir şekilde bütün sigortaları tek tek kontrol ediyordu. Genç kız bu kadar sessizliğe dayanamamış olacak ki konuşmaya başladı: - Nereden öğrendiniz bu işi? - Meslek lisesini bitirdim ben. Elektrik bölümünü. Şaşırmış gibi dudak büktü Esin.

- Yaaa... Ne kadar güzel. İşin ilmini biliyorsunuz o zaman. Gururlanmıştı Selim. Başını salladı: - Biz hem ilmini öğreniyoruz, hem de pratiğini. Meslek liseleri biliyorsunuz farklı oluyor. Uygulamamız çok fazla.

Sırtını kapının pervazına dayadı Esin. Dikkatle inceliyordu karşısındaki delikanlıyı. Garip bir heyecan vardı yüreğinde sanki. Tuhaf bir şekilde ürperdi. - Yükseğine gitmediniz mi? Acı bir şekilde güldü Selim elindeki sigortayı tornavidayla sökmeğe uğraşırken: - Biliyorsunuz, biz diğer liseler gibi ders görmüyoruz. Ama üniversite sınavlarında onlarla aynı ayarda sınava tabi tutuluyoruz. Buna bir türlü bir düzeltme yapamadılar. O zaman da şansımız yarı yarıya düşüyor. Ben askerden sonra gitmeyi düşünmüştüm ama olmadı. Bazı sebeplerden dolayı. Bu son cümleyi başını yere eğerek söylemişti. Meraklandı Esin: - Ne oldu ki? - Annemi babamı peş peşe kaybettim. Çalışmam lazımdı.

Genç kız etkilenmişti. Üzgün bir şekilde özür diledi: - Affedersiniz. Bilmiyordum. Omuz silkti Selim: - Nereden bileceksiniz ki... Bu bir kader meselesi. Alın yazısı... Şimdi çalışıyorum işte.

Esin dikkatle süzdü genç adamı. O kadar keskin hatları vardı ki. Yüzünde zekî bir insan ifadesi hakimdi. Hareketleri ölçülü, ses tonu yumuşacıktı.

"Hoş bir çocuk... Oldukça da yakışıklı" diye geçirdi içinden. O sırada Selim''im sorusuyla silkelendi daldığı düşüncelerden: - Siz okuyor musunuz? - Evet, Edebiyat Fakültesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde okuyorum. Üçüncü sınıftayım. Gıptayla içini çekti delikanlı: - Ne güzel. Ben de çok istemiştim ama olmadı. Kısmet değilmiş. İşini bitirmişti panelin önünde. Düğmeye bastı, ışıklar yanmıştı. Gülümsedi genç kıza: - Şimdi sizin odanızdaki problemi halledelim bakalım.

DEVAMI YARIN