Tarık annesinin meraklı bakışları altında verandadaki bambu koltuklardan birine oturdu. Sadık bey oğluna baktı elindeki gazeteyi bırakıp: - Depremi duydunuz mu? Sallandık demin... Genç adam kaşlarını kaldırdı: - Yoo, duymadık bir şey... Sahi mi? Başını salladı Semiha hanım: - Az salladı, hemen şöyle bir kere vurdu alttan. Dipten geldi. Hafifçe hissettik. Oturduğumuz için... Turhan eve mi gitti? - Evet, kahvaltı edecekmiş... Hava da çok güzel... İlk defa bu sabah sıcak bunaltmıyor insanı... Gri yeşil gözlerini gökyüzüne kaldırdı: - Ama yine de öğlen yakacak, belli.
Sadık bey gözlüklerini çıkartıp gazeteleri sehpaya bıraktı: - Eee, anlat bakalım Tarık... Bundan sonra neler yapmayı düşünüyorsun? Gülümsedi genç adam. İyice yerleşti koltuğuna. O sırada yardımcı kadın Rahmiye bir fincan nescafe getirdi verandaya: - Küçük bey, kahveniz... - Sağ ol Rahmiye hanım... Bir yudum aldı, babasına döndü: - Yani baba, askerden önce bir şey yapamam ki... Ne yapabilirim. Mart''a gidersem askere, ne alâ... Eğer sonraki tertibe kalırsam, o zaman kötü... Dönünce de bir yerde çalışacağım elbet. Büyük bir şirkette olabilir, veya bir yer açarım kendime. Elektronik ve elektrik üzerine... Semiha hanım girdi lafa oğlu bitirmeden: - Ya evlilik... Bak Tarık! Doğru söyle, biri var mı hayatında, önce ben bilmeliyim... Güldü delikanlı, babasına bakıp göz kırptı manidar bir tavırla: - Yok anne yahu! Kaşları çatıldı kadının. Gücenmiş ve öfkeli bir tavırla söylendi: - Şu Hilmi beylerin kızı Aylin, bakıyorum ayrılmıyor peşinden. Bak Tarık, asla istemem öyle kızları gelin diye bilmiş ol! İki erkek bir kahkaha attılar. Semiha hanım daha da sinirlendi bu duruma: - Ne gülüyorsunuz? Aşk olsun Sadık! Sen bari alay etme... Ben anneyim. Tabii ki isteklerim olacak. O kız şımarığın teki, nasıl dolaşıyor peşinde bir görsen. Günde üç defa en az telefon ediliyor. Bir gün tersleyeceğim aklı başına gelecek... Tarık gülmesi bittikten sonra kalkıp annesinin boynuna sarıldı: - Projektör gibisin inan ki anne! Nereden gördün kızın benim peşimde dolandığını, sen yoksa gizli gizli bizi mi takip ediyorsun? Bir yerlere saklanıp bizi mi gözlüyorsun ha? - Herkes söylüyor Tarık. Bütün arkadaşlar fark etmişler. Yılışık yılışık geziyormuş arkanda. Hem dün sen nereye kayboldun akşam üzeri. O kız belki beş sefer aradı nerede diye? Tarık dudak büktü: - Yapma yahu! Sahi mi! Ben de başka biriyleydim o sırada.
Sadık bey keyifle güldü bu sözlere. Sonra karısına döndü: - Hanım aman ha, kızı tersleyeyim falan deme. Hilmi beylerle şurada yüz yüze bakıyoruz, ayıp olur. Tarık ne yapacağını bilir, sen meraklanma onun için. Semiha hanım biraz sakinleşti bu sözler üzerine. Tarık ise hâlâ annesine bakıp gülüyordu.
DEVAMI YARIN

