Kaydet
a- | +A

Genç kız anne ve babasını dikkatle süzdü: - Neyiniz var? Kötü bir şey mi oldu? İskender bey başını iki yana salladı: - Yok yavrum... Bir şey yok, yorgunuz her halde.. Gel otur bakalım, seninle konuşalım biraz ne dersin, baba kız epeydir sohbet etmedik. İster misin? Esin konunun nereye geleceğini anlayacak kadar zeki bir kızdı. Garip bir gülümseme ile babasının karşısındaki koltuğa oturdu, ellerini kavuşturup başını yana eğerek, müstehzi bir ifadeyle beklemeye başladı. İskender bey, önemli konular konuşmaya başlarken her zaman yaptığı gibi iki defa yalancıktan öksürerek boğazını temizledi. Yutkundu, güç almak istermiş gibi karısına baktı yan gözle. Sonra dudaklarını ıslatarak başladı söze: - Hayat hanım gelmiş annene geçen gün. Esin hayretle kaldırdı başını annesinden tarafa döndü: - Sahi mi? Neden? Berrin hanım ters bir tavırla söylendi: - Neden diyor, sanki bilmiyorsun! İskender bey karısına sert bir bakış fırlattı. Sesini yükselterek: - Sen konuşacaksan ben çekileyim, Allah, Allah! Bir kere karışma da bırak yahu! Kızına döndü. Yine o yumuşacık ifade yerleşiverdi gözlerine. Esin içinden ne kadar çabuk tavır değiştirdiğini düşündü babasının. Bu ifadeyi takınmak için kendisini zorladığı o kadar belliydi ki... - Onur''la senin meseleni konuşmak için gelmiş, ısrar ediyorlar bu konuda kızım. Sen iyi düşündün mü? Biz anne ve baba olarak böyle bir evlilik yapmanı yürekten isteriz. Sönmezler büyük bir aile. Çok da zengin. Rahat edersin. Onur fena bir genç değil, okumuş, tahsilli, aklı başında, her türlü imkanı var. Bir kız için ideal bir eş. Neden kabul etmediğini merak ediyorum doğrusu. Bundan önce bu konuda fikir söylendiğinde itiraz etmiyormuşsun annenin anlattığına göre. Gerçekten de Berrin hanım Onur''un bir sene önce tatil için Türkiye''ye gelmesiyle bu gencin kızına karşı ilgisini sezmiş, bir keresinde Esin''le bunu konuşmuştu. Esin o zaman annesine: - Düşünebilirim anne. Onur efendi bir genç. Ama iyi karar vermek lazım... demişti. İskender beye bu konuşmayı bir koz olarak nakletmişti Berrin hanım.

Esin hayretle baktı annesine. Kadın öfke dolu bir sesle haykırarak anlattı bu konuşmayı ispatlamak için. Gülümsedi genç kız: - İyi ya işte, çok iyi düşünmek lazım demişim, düşündüm ben de... Baba beni biraz önemsiyorsanız bu konuda ısrar etmekten vazgeçersiniz. Ben Onur''la mutlu olamam. Düşünün, her şeyim var, param, pulum, rahatım ama mutlu değilim. Duygular parayla satın alınmıyor. İnsanın içinde olması gereken o huzur, o keyif var ya, işte onu parayla alamıyorsun baba! Neden beni anlamak istemiyorsunuz.? Berrin hanım telaşla bağırdı: - Senin hayatında bir başkası var... Bundan adım gibi eminim. Dudaklarının ucuna kadar geldi Esin''in "evet, var ve onunla evleneceğim!" diye bağırmak. Güçlükle tuttu kendini. Yutkundu, yere baktı, usulca mırıldandı: - Hayır anne, kimse yok.

İskender beyin kaşları çatılmıştı. Çünkü kızını çok iyi tanıyordu. Onun ne zaman gerçeği, ne zaman yalanı söylediğini birbirinden ayırt edebilecek kadar iyi hem de. Şimdi de Esin''in gerçeği fısıldamadığını ürpererek gördü. Ama sesini çıkartmadı. Ama genç kıza bu konuda ısrar etmenin faydasız olduğunu da anlamıştı. Karısına başıyla işaret ederek susturdu.

DEVAMI YARIN