Selim dalmak üzereydi kapının hızla vurulduğunu duyduğu zaman. Yarı uykulu bir halde açtı gözlerini. Rüya gördüğünü zannetti. Bir süre bekledi. Tekrar kuvvetle yumruklandığını duydu kapının. - Hayırdır inşallah! Bu da kim? Diyerek fırladı yatağından. Işığı yakıp ayaklarını sürüyerek uzandı kapı tokmağına. Birden irkildi karşısında şiş gözleriyle Esin''i görünce: - Esin? Ne oldu? Gecenin bu saatinde ne işin var burada? - Ne olur içeri gireyim Selim. Anlatırım. Yana çekildi genç adam. Telaşla sokağa baktı. Tedirgin olmuştu. Genç kız odanın ortasında ayakta duruyordu. Yalvaran gözlerle baktı sevdiği gence: - Ben evi terk ettim Selim. Bu saate kadar Suna''yı aradım. Gidecek başka yerim yoktu. Ama o da sanırım bir başka arkadaşında kalmış bu gece şansıma. Ben de sana geldim.
Delikanlı şaşkın bir şekilde dinliyordu kızı. Hâlâ uyku sersemiydi. Saatine baktı. On bire geliyordu. Hızla düşünmeye başladı. Bu arada Esin olanı biteni kısa cümlelerle nakletti. Sözleri bitince derin bir nefes aldı genç kız: - İşte böyle... Bir daha gitmeyeceğim o eve Selim. Ne olacaksa olsun... - Ama Esin... Burada kalamazsın. Yakışık almaz bu! İstersen konuşalım bir kere... Ben gideyim, annenle babanla konuşayım. Acı bir şekilde güldü genç kız. Sandalyelerden birine oturdu eğreti bir vaziyette: - Güldürme beni Selim, seni dinlemezler bile. Olacak şey söyle Allah aşkına. Ben ailemi iyi tanırım. Seni aşağılarlar, belki de kovalarlar. Her şeyi yaparlar.
Genç adam çaresizce bakındı çevresine her zaman yaptığı gibi. "Keşke annem, babam sağ olsaydı" diye düşündü içinden. O kadar ihtiyacı vardı ki onlara.
- Tamam, sakin bir şekilde düşünelim şimdi. Ne yapabiliriz, onlar ne yapabilirler... Seni burada bulamazlar değil mi? Genç kız başını kaldırdı: - Hayır, senin varlığından bile haberleri yok. Birisi olduğundan şüpheleniyorlar ama... Kaşlarını çattı Selim: - Yine de onlarla konuşmalıyız diyorum ben. Böyle hiç haber vermeden olmaz. İtiraz ederlerse düşünürüz. Yani... Evleniriz hemen... Yapacak başka şey yok.
Esin rahatlamış gibi baktı genç adama: - Onlarla konuşmadan müracaatımızı yapalım Selim. Kararlı olduğumuzu anlasınlar o zaman. Selim bir bardak su getirdi kıza mutfaktan: - İç şunu, dudakların kurumuş. Tamam, yarın gider başvururuz. Ama bu zaman zarfında senin kalacak bir yerin olmalı.
- Suna... Suna''nın memleketine gidelim. Aydın''a... Nikah gününe kadar orada kalırım. O yardım eder bize.
Selim başını iki yana salladı: - Olmaz. O kadar uzağa gidemeyiz. Başka birisi yok mu aklında, kalabileceğin... - Halam... diye haykırdı genç kız. Halam var. Sapanca''da oturuyor. O yardım eder bize.
Genç adam sevinmişti. Hemen hareketlendi: - Haydi o zaman, hemen oraya gidelim. Yola çıkalım. Kısa sürede hazırlandılar. Kapısını kilitledi selim. Ustası çok merak edecekti sabah işe gitmeyince ama telefon eder, gecikeceğini bildirirdi. Hızla çıktılar. Kırmızı küçük araba kapının önündeydi. Esin mahcup bir tavırla mırıldandı: - Arabayı almak zorunda kaldım. Her şey bittikten sonra babama geri vereceğim. Hiçbir şey istemiyorum. DEVAMI YARIN

