Saat yediye geliyordu. Tam bir buçuk saattir konuşuyorlardı iki genç. İkisi de birbirlerine hayatlarından kesitler nakletmiş, sanki uzun bir zamandır tanışıp görüşüyorlarmış gibi yakınlaşmışlardı. Tarık neredeyse üçüncü bardağı olan çay fincanını bir dikişte bitirdi. Elinin tersiyle sildi dudaklarını: - Seni bir daha ne zaman göreceğim? Hülya önüne baktı: - Bizim burada istediğin zaman, istediğin kadar görüşemeyiz Tarık. Her tarafta beni tanıyan insanlar dolu. Hem babam duyarsa çok kötü olur. Bir de... Durakladı. Derin bir nefes aldı. Yutkundu. Tarık şüphelenmişti: - Ne var? Bir şey mi oldu? Diye sordu öne doğru eğilerek... Kafasını salladı genç kız: - Hakan var bir de... diye fısıldadı. - Hakan da kim? - Sözlüm sayılır. Benimle evlenmek için çabalayıp duruyor. Babamlar da istiyor bu evliliği. Bütün Karamürsel bilir.
Tarık sıkıntıyla soludu. Gözlerinde öfke belirtileri görülüyordu. Dudakları dümdüz bir çizgi halini almıştı: - Ya sen? Sen istiyor musun? Başını kaldırdı telaşla Hülya: - Ben istesem burada seninle işim ne? Ben bu küçücük yerde tükenip gitmek istemiyorum ki... Elini uzattı Tarık. Genç kızın ince, uzun ve zarif parmaklarına dokundu usulca: - O zaman mesele yok hayatım. Sen istemedikten sonra kimse zorla bir şey yaptıramaz sana. Seni yarın yine bekleyeceğim. Bu sefer öteki tarafta. Bizim eve giden yolun başında. Oraya gelebilirsin. Biliyorsun değil mi bizim evleri? Başını salladı genç kız. Altınova''ya doğru sıra sıra dizili muhteşem villâları bilmeyen yoktu zaten. İçini hiç görmemişti ama görenler adeta küçük bir saray yavrusu gibi olduklarını söylüyorlardı. Tarık devam etti: - Sana arabada söylemiştim... Belki hayatını değiştirecek sürpriz yakınındadır demiştim. Kim bilir!.. Heyecanla kaldırdı mavi gözlerini. Yüreği çılgınca çarpıyordu. Dudakları kurumuştu sıcağın etkisiyle. Tarık hafifçe güldü: - Seni buralardan çeker alırım...
Bayılacak gibiydi. Sanki bulutların üzerinde uçuyor, yüreğinde serin serin çağlayanlar akıyormuş gibi hissediyordu. Şımarık bir şekilde dudak büktü: - Benimle alay etme. Daha beni tanıyalı ne kadar oldu ki? - İnsanların karar verebilmesi için uzun zamanlara ihtiyaçları yoktur hayatım. Ben kararımı bir dakika içinde de verebilirim. Seninle bir ömür geçirmek için uzun uzun düşünmek gerekmiyor ki... Neredeyse ayakları yerinden kesilmişti genç kızın. Tıpkı filmlerde gördüğü gibi süzdü genç adamı: - Yani.... Bir ömür geçirmek.... bana evlenme mi teklif ediyorsun? Tarık gülmemek için zor tuttu kendini. Çok eğleniyordu. Bu zavallı cahil kızın duyguları bir oyuncak gibi keyiflendiriyordu onu. Üzerine gitmeye karar verdi. - Çok zeki bir kızsın sen! İşte beni sana bağlayan da bu korkunç zekan oldu hayatım... Evet sana evlenme teklif ediyorum.
Hülya kıpkırmızı oldu bir anda. Yanaklarından sanki alevler çıkıyor gibiydi. Nihayet rüyaları gerçekleşecek, o da hayallerini süsleyen hayatın içinde yaşayabilecekti. Kekeledi: - Ama... Ya ailen... Onlar ne der? - Merak etme, onlar benim kararlarıma saygı gösterirler. Bu akşam senden bahsedeceğim onlara. Her şey güzel olacak hayatım. DEVAMI YARIN

