Davet bitene kadar salondan bir daha ayrılmadı Esin. Tanıdıklarıyla sohbet etti. Onur ise gecenin geri kalan kısmını suratı asık ve sinirli bir şekilde kimseyle ilgilenmeden geçirdi. İskender beyin kalkmaları için karısına işaret etmesiyle rahat bir nefes aldı genç kız. Son derece sıkılmıştı. Aklında hep hafta sonu vardı. Arabalarına bindikleri zaman sanki büyük bir cendereden çıkmış gibi içini çekti. Berrin hanım yan gözle baktı kızına: - Ne oldu, memnun olmayan bir halin var! - Ben sevmiyorum böyle toplantıları anne. Sıkılıyorum. Patlıyordum az kalsın... Kadın sinirli bir tavırla söylendi: - Kime çektin bilmem ki. Halana benziyorsun.
İskender beyin ablasını hiç sevmezdi. Mualla hanım Mudanya''da oturuyordu. Yalnız yaşıyordu. Kocası ailesinin karşı çıkmasına rağmen evlendiği bir astsubaydı ve iki sene önce kalp krizinden vefat etmişti. Hiç gelip gitmezdi kardeşinin evine. İskender bey de öyle pek sık arayıp sormazdı ablasını. Esin ise halasına düşkündü. Sık sık telefon eder, hatırını sorardı. Hele arada bir onun yanına bir haftalığına falan gittiğinde öyle güzel dertleşirler, öyle güzel sohbetler ederlerdi ki. Maddi açıdan bakılacak olursa Mualla hanım kocasından kalan maaşla geçiniyor, en ufak bir istekte dahi bulunmuyordu kardeşinden. Zaten böyle bir talebi bile olsa İskender beyin evinde kıyamet kopardı. Berrin hanım hiç sevmezdi görümcesini.
İskender bey ters bir bakış fırlattı karısına: - Uğraşmasan olmaz ablamla... Nereden çıktı bu? - Yalan mı? Diye haykırdı kadın.
- Baksana kızına. Aynı onun gibi basit zevkleri var.
Esin ses çıkartmadı. Arkasına dayanıp gözlerini cama çevirdi.
- Bir ara Onur''la dışarı çıktınız, ne konuştunuz? - Hiç... diyerek savuşturmak istedi genç kız. Hiçbir şey konuşmadık. Berrin hanım arkaya döndü: - Ne söyledi sana dışarıda? Diye üsteledi. - Evlenme teklif etti.
Kadının gözleri kocaman açıldı. Tiz bir sesle: - Ben sana demedim mi İskender, bak işte ben yanılmam. Bu harika bir haber! Esin aynı sakinlikle lafının gerisini getirdi: - Kabul etmedim.
Berrin hanım boğuk bir ses çıkarttı. Şaşkınlık ve öfkeyle büyümüştü gözleri. Feryat eder gibi bağırdı: - Neden? Deli misin sen? Türkiye''nin en zengin adamı. Hanlar, hamamlar dolu... Aptal mısın sen? Esin kaşlarını çattı: - Anne! Rica ederim. Ben evlenmeyi düşünmüyorum ki. Niye böyle yapıyorsun. Kadın ağlamaklıydı adeta. Kocasına dönüp yalvaran bir sesle bağırdı: - İskender, bir şeyler söyle kızına, duymuyor musun? Adam gözlerini yoldan ayırmadan homurdandı anlaşılmaz bir şekilde. Dikkatle yakalamıştı direksiyonu. Birden yavaşladı. Kırmızı ışık yanmıştı. Durdular.
- İstemiyorsa zorla olmaz Berrin. Ne yapalım. Berrin hanım yanındaki cama bir yumruk attı sinirle: - Allah size layığınızı versin, ne diyeyim, hiçbir şey aramama gerek yok. Kızın da sana benzemiş işte... DEVAMI YARIN

