Esin odasında ders çalışırken duydu babasının geldiğini. Saatine baktı vaktin çok geç olduğunu düşünerek. Oysa daha yeni akşamüzeri oluyordu. Merakla çıktı dışarıya. İskender bey ceketini Güler''e verirken sordu: - Ablan yok mu kızım? - Öğleden sonra çıkmıştı. Daha gelmedi. - Ya Esin? Güler''in bir şey söylemesine fırsat kalmadan esin gülerek yaklaştı babasına: - Ben buradayım baba! Hayrola, erken geldin? - Seninle konuşmam lazım Esin, gel yanıma... Beklemeden salona daldı. Girerken seslendi: - Güler, soğuk bir içecek getir bana kızım... Esin babasının ardından salona girdi. Meraklanmıştı. Adamın tavırları telaşlı ve gergindi.
- Ne oldu baba? Oldukça telaşlısın! - Bugün bana kim geldi biliyor musun? Erol Sönmez. Seni resmen istedi benden. Genç kızın yüz hatları gerildi. Kaşları çatıldı. Sıkıntıyla soluyarak oturdu koltuklardan birine. Ayak ayaküstüne atarak sinirli bir tavırla babasına baktı: - Nereden çıkıyor bunlar? Ben cevabımı vermiştim. Söylemediniz mi? - Hayır, bir şey söylemedim. Bana kalırsa bu konuyu düşünelim. Beni kırmayacağını umarım. Elinden geldiğince yumuşak olmaya çalıştığı belliydi adamın. Onun zorlandığını anladı Esin. Ama taviz vermeye hiç niyeti yoktu. Öfkeli bir sesle bağırdı: - Baba! Niçin anlamak istemiyorsunuz? Evlenecek olan benim. Bu hatır gönül işiyle olacak bir olay değil ki... İskender beyin sakin hali yavaş yavaş kayboluyordu. Kaşlarını çattı: - Sesini yükseltme Esin. Benimle terbiyeli konuş. - Ben bir terbiyesizlik yapmıyorum baba! Ama lütfen ısrar etmeyin bu konuda. Adam ayağa kalktı. Birkaç dakika önce Güler''in getirdiği soğuk meyve suyunu bir dikişte içip elinin tersiyle ağzını sildi. Gözleri öfke doluydu: - Benim dediğim olacak. Koskoca Erol Sönmez ayağıma kadar geldi. Biraz aklını kullan. Bu akşam annen gelsin, telefon edip davet edeceğim. Ve bu iş bitecek.
Esin hayretle baktı babasına. Kulaklarına inanamıyordu. Bu güne kadar gözünün bebeğinden bile sakındığı kızı hakkında böylesine bir karar vermesi garibine gitmiş, şaşırtmıştı genç kızı. Kekeledi: - Bunu... Bunu bana yapamazsın baba! - Ne o? Neden yapamazmışım? Yoksa annen haklı mı? Bize o gün yalan söyledin sen. Senin gözünün bebeğinden bile anlarım doğru mu yoksa yalan mı konuştuğunu. Başka biri var değil mi? Kim bu serseri? İrkildi esin. Bütün vücudu titriyordu sanki. Koşup uzaklara gitmek, kaybolmak istiyordu. Başını geriye attı: - Son sözün bu mu baba? - Evet bu, Onur''la evleneceksin, bu kadar! Yerinden kalktı genç kız sakin olmaya çalışarak. Acı dolu bir bakış fırlattı İskender beye. Garip bir tebessüm belirdi dudaklarının kenarında gülmekle ağlamak karışımı. Usulca kapıya doğru ilerledi. Dışarı çıktı. Mutfağın kapısının önünde elleriyle ağzını kapatmış bir şekilde, kocaman açtığı gözlerle bakıyordu Güler. - Bitti Güler abla, her şey bitti... DEVAMI YARIN

