Kaydet
a- | +A

Hülya son derece mutluydu. Tarık o kadar yumuşak, o kadar sevgi dolu ve öyle kibardı ki... Genç kız filmlerde gördüğü gibi bir sevdanın kucağında hissediyordu kendisini. Kayıklarda oturup güneşin batışını izledikten sonra kumsalda yürümüşlerdi. Tarık''ın arkadaşları da vardı yanlarında ama genç adamla Hülya bilerek onlardan bir iki adım geride kalmışlar, başbaşa ilerliyorlardı. Önden yürüyen gençler ise her zaman olduğu gibi dünyayı umursamayan bir hava içinde bağrışıyorlar, espriler yaparak gülüşüyorlar, eğlenceli bir yürüyüş yapıyorlardı. Tarık biraz daha sokuldu genç kıza: - Mutlu musun? Başını salladı Hülya. - Evet... Ailene bahsettin mi? Durakladı Tarık. Hafifçe ama müstehzi bir tavırla güldü: - Dün gece mümkün olmadı. Ama en kısa zamanda bahsedeceğim. Merak etme. Genç kız gözlerini süzdü: - Ben anneme söyledim seni.

İrkildi genç adam. Bu ne aceleydi böyle?.. Hayretle baktı genç kıza: - Sahi mi? Ne dedi peki? Omuzlarını kaldırdı memnun bir şekilde: - Hiiiç! Ne desin ki! O gönderdi beni. Biraz söylendi başında ama. Hakan için kızdı... Bu son cümle ağzından kaçmıştı. Yutkundu ve telaşla biraz da korkuyla baktı Tarık''ın yüzüne. Genç adam şaşkın bir şekilde süzdü Hülya''yı. Hiç beklemediği bir şeydi bu. - Hakan da kim? Yutkundu Hülya. Ciddileşmişti. Oysa hiç bahsetmek niyetinde değildi bu meseleden. - Bizim buralı birisi... Senelerdir benim peşimdeydi. Evlenmek istiyor benimle...

Tarık bozulmuş gibi astı suratını. Hülya endişelenmişti. Bu meselenin saadetini engellemesinden korkuyor, içinden Hakan''a karşı duyduğu öfke gittikçe şiddetleniyordu. Umursamaz bir tavır takınmaya çalıştı: - Amaaan, asma suratını. Ben hiçbir zaman istemedim ki... Hem dün konuştum onunla. Artık peşimi bırakmasını söyledim, başka birisi var hayatımda dedim. Evleneceğiz dedim.

Tarık hâlâ kısık gözlerle bakıyordu uzaklara: - Ne dedi peki? Bıraktı mı peşini? Başını salladı masum bir şekilde kız: - Tabii. İstemeden zorla bir şey olmaz ki... Dağ başında mıyız Allah aşkına? Zaten hiçbir zaman yüz vermedim ben! Babamın işi işte. O çok istedi. Hem Hakan... Durakladı. Yiğidin hakkını vermesi lazımdı: - Hakan öyle bir insan değildir. Merttir o! Ben istemiyorum dediysem peşimi bırakır. Tarık alaylı bir şekilde dudak büktü: - Demek bu güne kadar istemediğini söylemedin ki peşindeydi hâlâ. Baksana bu işi daha dün bitirmişsin... Bu doğru tespite söyleyecek bir mazeret bulamadı bir anda Hülya. Yine az evvelki endişeleri, heyecanları, korkuları koşar adımlarla gelip çöreklenivermişlerdi yüreğine. Telaşla itiraz etti: - Hayır, hayır... Hep biliyordu istemediğimi. Onu kırmak istemediğim için açıkça söylememiştim belki... hem... Yutkundu. Derin bir nefes aldı, devam etti: - Hem sen de yoktun o zaman. Hayatımda başka biri var demesem belki ısrarcı olurdu... Ama şimdi... DEVAMI YARIN