Yazının başlığındaki üç M. harfini, 1954’te İstanbul Belediyesi’nin İsviçreli dev şirketle anlaşarak girdiği ve 1975’te Koç Holding’in satın aldığı market zincirinin büyüklerinde olduğu gibi 5 M.’ye de uyarlayabiliriz. Zira metnin içinde sık geçecek diğer iki kelime de mafya ve matematik kelimeleri. Bu beş kelimenin kavramsal çağrışımları bağlamında 323 yıllık zaman diliminin bilgileriyle bugüne ışık tutmaya çalışacağız.
2002’den bir anımla başlayayım: Rahmi Koç, Bulgaristan Sofya’da ilk marketinin açılışından sonra, basın toplantısında hafızama kazınan şu cümleleri sarf etmişti:
“Parası olmayan insanın da ailenin de şirketin de devletin de sözü dinlenmez.”
Şimdi de buna paralel, ama çok farklı bir şey söylüyor. Oksijen Gazetesi’ne 31 Mayıs’ta verdiği röportajda kurduğu tam cümle şu:
“Kartlar yeniden karılıyor. Dünyada gücün varsa sesin çıkıyor, gücün yoksa çıkmıyor. Bu, ‘gücün kadar konuş’ dönemi. Önümüzdeki yıllarda tüm gücümüzü kullanmamız lazım.”
İmdi… Rahmi Koç, güç kavramını kullanırken bu kez paradan değil, fiziki güçten söz ediyor. Yani aslında bir önceki yazımdaki millî güç matematiğinden bahsediyor. Bunlardan ilk akla geleni de askerî güç. Elbette günümüzde askerî güç, siyasi güçten bağımsız değil ve ülkemizi; politik ve diplomatik olarak güçlü bir Cumhurbaşkanı, Recep Tayyip Erdoğan yönetiyor.
Dünyada anti-ulusal büyük bir küresel dalga var. Millî güç matematiğinde hiç de hafife alınmayacak İngiltere, ABD’nin başkanlığındaki ‘crazy Trump’a laf geçiremiyor. Trump da Siyonist Netanyahu’ya...
MAĞRİPLİLER YAKTILAR SONUNDA PARİS’İ
Fransa deseniz yazar/şair Hakan Albayrak’ın ta 1996’da “Bir gün var ya, bu Mağribli çocuklar, bir gün yakacaklar Paris’i” dediği gibi yakıyorlar Paris’i… 2005’ten beri Sarı Yelekliler dâhil bu, dördüncü sokak şiddeti dalgası…
Ülkelerini ve dünyayı değiştiren asıl büyük dalga ise 1789-1793 arasındaydı. O yıllar arasında, derebeylerden başlayarak bilumum devrim karşıtlarının kanının mazgallardan kanalizasyonlara aktığı Place de La Concorde’da Kral 16. Louis de idam edilirken kalabalıktan bir ‘Masonik’ ses yükselmişti:
“Jacques de Molay! İntikamın alındı.”
Tapınakçıların 13. Yüzyıl’da yakılmış son üstadını kastediyordu. Tapınakçılar, 19. Yüzyılda Masonlarla tarih sahnesine yeniden döndüler ve bugün, 21. Yüzyıl’ın ikinci çeyreğinin başında bir anti-küresel dalga ile karşı karşıyalar.
Hem sermayenin hem de Masonluğun en randımanlı yeşerdiği mahreçlerden biri olan Paris ise mazideki zalim sömürgeciliğinin bedelini, bugün ‘Mağripli Vandalizmi’ ile ödüyor. Paris’ten Mad Max görüntülerinin geldiği sokak kargaşasının elbette pek çok siyasi, diplomatik, sosyal ve ekonomik sebebi var. Biz buna istihbari ve küresel etkiyi de ekleyeceğiz. Sokakların karışması; tıpkı İngiltere’de olduğu gibi Fransa’da da faaliyet alanı daraltılmaya başlanan Mason Locası’na kurulan ulus devlet baskısı ile de ilişkili. Macron boşuna demiyor, “Bıktık!” diye. Sokağa; “Alttan gelen ‘lümpen basınç’tan bıktık!” diye mesaj veriyor; Elon Musk başta olmak üzere küresel sermaye, Masonlara, Trump ve hatta Netanyahu’ya da “Bıktık, doymak bilmeyen taleplerinizden!” demeye getiriyor. Onların şifreli dilinin tercümesi bu.
“ATOMİZE ET, BÖLEREK ÇOĞALT!”
Öte yandan Masonluk gibi mafyanın da giderek daha küreselcileştiğini görüyoruz. Mafyanın yeni matematiği, terörün zamanımızdaki (d)evriminin sloganıyla akraba: “Atomize et, bölerek çoğalt, devletleri zayıflat!”
Mafya da küresel ölçekte terör gibi teşvik edilerek atomize ediliyor, küçültülüyor, yeni nesil çetelere, hatta bireylere bölünüyor.
Gelelim bizdeki Masonluğun mazisine… Türk Masonluğu; Osmanlı’nın ‘Batılılaşma’ çabalarının yoğun olduğu 18. yüzyılın başında, 1703’te kuruldu.
Masonluğun Türkiye’deki tarihini merak edenler İlhami Soysal’ın Türkiye ve Dünyada Masonlar ve Masonluk ile Cihangir Gener’in Ezoterik/Batıni Doktrinler Tarihi adlı kitaplarına bakabilirler. Ben 21. Yüzyıl’a dair bir paragraf kuracağım sadece:
2006’da Kaya Paşakay’ın Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Locası’ndan ihraç edilmesinden sonra Türkiye Masonluğu, küreselci damarın tam etkisine girdi. Paşakay, ‘millî masonlardandı’. İlk Adana Valisi Ziya Paşa gibi…
Ama Masonluk, bugün sadece Türkiye’yi de değil, İngiltere, Fransa başta olmak üzere tekmil Avrupa ulus devletlerini, Rusya’yı, Çin’i, İran’ı tedirgin ediyor. Yakında ABD’de de Mason localarına yönelik eyalet baskılarının artacağını düşünüyorum. Çünkü halklarının devletleri üzerindeki baskısı arttı. Ekim 2023 Gazze mezaliminden sonra sokaklarını dolduran kitleleri tekrar eve sokana kadar akla karayı seçtiler. Yeni dalga olursa direnmekte zorlanacaklarını biliyor ama gene de Adana lafıyla duramıyor, duz kavuruyorlar!
Artık toparlayayım efendim: Masonluk da her şey gibi küreselleşiyor, Mağrip’le simgeleştirdiğimiz yoksul ve mutsuz göçmen kesim ise Avrupa devletleri için distopik bir tehdit. Eskiden devletler daha Makyavelist idi, şimdi terör örgütleri ve mafya çeteleri Makyavelizm’in matematiğini bilmeden tatbik ediyor.
Küresel sermaye, teknolojik devler, Yapay Zekâ oligarkları, devletlerden yeni bir dünya istiyor. Koç’un dediği gibi ‘gücün kadar konuş’ dönemi… Ve yazının matematiğinin kelimeleri olan 5 M.’nin, en az dördü, vatanımız için de tehdit. Fakat şükür ki biz, pek çok ülkeden daha hazırlıklıyız.

