Hatırlayacaksınız; şimdiki AB, vaktiyle 3-4 devletin kendi aralarında kurdukları ve tamamen serbest ticaret anlayışına dayanan bir ekonomik birliktelikti. Öncesi AET (Avrupa Ekonomik Topluluğu), sonra AT (Avrupa Topluluğu), şimdi ise AB (Avrupa Birliği), hedefleri ise BAD (Birleşik Avrupa Devletleri) olan bu birlikteliği, Amerika Birleşik Devletleri istemişti. Rusya''nın kominizan yayılmacılığına karşı bir kalkan olarak düşünülmüştü. ABD''nin endişesi, Avrupalı müttefiklerinin bu durumu ne zamana kadar arzulayacaklarıdır. Öyle ya; siyasi birlikteliğe doğru hızla yol alan Avrupa Birleşik Devletleri, menfaatlerinin kesiştiği yerde ABD''ye boyun eğer mi? Avrupa''da için için oluşan bir devin (Almanya) yeniden dünyanın başına bela olmayacağını kim garanti edebilir? Üstelik bu devin arkasında bütün bir Avrupa olunca! İşte, ABD''nin vaktiyle Sovyetler''e karşı destekleyip kurulmasına önayak olduğu Birleşik Avrupa, şimdilerde ABD''nin başını ağrıtır olmuştur. Dün, Sovyet tehdidi karşısında el ele verdiği Avrupalı müttefikleri ile Orta-Doğu petrollerini parselleyip bölüşen ABD; bugün; aynı serbestlik ve rahatlık içinde değildir. Bunun sebebi; birincisi, Sovyetlerin parçalanıp dağılması ve dünkü Sovyet imtiyazındaki bölgelerin (Doğu Avrupa ve Orta Asya) tıpkı Orta-Doğu gibi parsellenip bölüşülmesi!.. Dün, Sovyetlerin karşısında, müttefikleri bir araya getiren menfaat birlikteliği; Sovyetler''in yıkılışından sonra aynı müttefikleri bu kez menfaat çatışması ile karşı karşıya getirmiştir. Ve işte ABD ile Avrupa arasında sürmekte olan gizli ve amansız savaş... Eğer ABD bu savaştan galip çıkar ve dediklerini yaptırabilirse daha uzun seneler dünya, ABD''nin jandarmalığında dönmesine devam eder...
TÜRKİYE''NİN ELİNDEKİ FIRSAT 21. Asrın başlarına geldiğimiz şu günlerde dünya, yeniden şekilleniyor. İştiha sahaları, yüzyıllar boyu dünyanın ekonomisine yön verecek zengin petrol ve maden yataklarının bulunduğu Orta-Asya, Kafkaslar ve Doğu Avrupa ülkeleridir. Dikkat edilirse, bütün bu yörelerde güçlü bir devlet bulunmamaktadır. Yani, mevcut zenginliklerini koruyacak siyasi ve askeri güçten yoksundurlar. Daha açıkçası, askeri ve siyasi himayeye muhtaçtırlar. Yukarıda sözünü ettiğimiz ABD-Avrupa savaşı da bu askeri ve siyasi gücü kimin kullanacağı ve elde edeceği yönündedir. Türkiye''mizin elinde tarihi bir fırsat vardır. Bu fırsat iyi değerlendirildiğinde biz Türkler, yeniden büyük ve güçlü Türkiye''yi kurar, refah devleti olabiliriz. Bulunduğumuz coğrafya, kelimenin tam anlamı ile kavşak noktasıdır. Avrupa''ya ve dünyaya akacak servet, bizim topraklarımızın üzerinden geçecektir. Ayrıca, söz konusu bölge ülkeleri ile bizim, tarihi bağlarımız mevcuttur. Bir an evvel Türk Birliği''nin kurulup dünyaya ilan edilmesi gerekiyor. MHP''nin varlık sebebi de budur zaten... Bugün, Saray-Bosna''da toplanan zirvede Türkiye, ağırlığını koymalıdır. Zira, bölgesindeki en güçlü ülke Türkiye''dir. Ne Kıbrıs, ne Kuzey Irak''t#ki oluşum ve ne AB''den dışlanmamız gözümüzü korkutmasın? Türkiye, kararlı durduğu takdirde Kıbrıs, Kuzey Irak''t#ki oluşum ve AB''ye üyeliğimiz Türk''ün iradesi doğrultusunda şekillenecektir. Tabii, bu kavşak noktasında bulunan kilidin anahtar rolünü iyi oynayabildiğimiz takdirde!..

