Kaydet
a- | +A

Milletin yığınla dertleri çözüm beklerken, bütün bu dertleri çözerim iddiasıyla gelen zevat, bakınız ne ile iştigal ediyor?

Daha dün, bu milletin 1.5 milyon genci, yarış atları misali yeni bir imtihana sokuldu. Ve her sene olduğu gibi, bunlardan bir milyondan fazlası, ümitlerini yitirmiş olarak sokağa atılacak. Hani, istikbal gençlerdi?

Dünyanın hangi ülkesi, istikbalini, ümitsiz bir şekilde sokağa atarak, yarınlarından emin olabilir?

Ama, diyeceksiniz ki, Türkiye bunu her sene başarıyor! Başarıyor ki, bu toplum yakasını kavgadan bir türlü kurtaramıyor!

Sistemler, durduk yerde de kokuşur. Bunda baş etken, toplumun ihtiyaçlarını ve beklentilerini görmezlikten gelip, sistemin önünü açmayanlardır. Sistemi tıkamanın yegane yolu da, abesle iştigaldir.

Meclis''in yasama ve denetleme görevi var; yargılama görevi olmadığı gibi, yargıyı siyasallaştırmak görevi asla yoktur. Öyleyse nedir bu ikide bir de, ısıtılıp ısıtılıp önümüze sunulan Tansu Çiller konusu? Efendim; Tansu Çiller Başbakan''lığı döneminde dolandırılıyor. Şöyle ki: Selçuk Parsadan ve bir arkadaşı, E. Org. Necdet Öztorun''un ismini ve ünvanını kullanarak, Başbakan''ın tasarrufunda bulunan Örtülü Ödenek''ten toplam 5.5 milyar TL''nin kendilerine ödenmesini sağlıyorlar. Başbakan''ın bu tasarrufu, taraflarca dava konusu oluyor. Dava, Ankara''da Asliye 29. Hukuk Mahkemesinde görülüyor. Sonuçta; 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye yasasının 77. maddesinde, örtülü ödeneğin Başbakan''ın ve ailesinin şahsi masraflarına, siyasi partilerin idare, propaganda ve seçim ihtiyaçlarına sarfolunamaz hükmü getirildiği, bu paranın da dosya kapsamına göre, sanıklara bu amaçla verildiği ispat olunamamıştır. Bu paranın sanıklara verildiği sabittir ancak, davalının parayı partisi, kendisi ve ailesinin menfaati için harcamadığı da dosya kapsamından, dosya giren 9. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasından, tanık ifadelerinden, Yargıtay 6. Ceza Dairesi ve Ceza Genel Kurulu dosyalarından sabit olmakla davacının davasının reddine karar verilmesi gerektiği, sonuç ve kanısına varılmıştır.

Mahkemenin bu hükmü, temyiz için Yargıtay''a gitmiş. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi de bu hükmü: ''...Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere; özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA; 15.5.2000 gününde oyçokluğu ile karar verildi'' ifadesiyle tasdik etmiştir. Şimdi gelelim Anayasa''ya... Madde 138 ''... Yasama ve Yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez...''

Aklanma Yargı''da olur; olmuş da... O halde, daha neyin Yüce Divan davası?.. Dedik ya; abesle iştigal! Konuşulmaması gereken bu ve bunun gibi konularla meşgul olununca ne mi oluyor dersiniz? Ümitsizlik içinde sokağa ittiğimiz milyonlarca gencimizin problemi gibi yığınla mesele, gözlerden kaçırılıp hasıraltı ediliyor! Vah! Benim köse sakalım; vah!