Bilinen 5 bankanın içlerinin boşaltılmasına göz göre göre seyirci kalan hükümet, onlara el koymak suretiyle suret-i haktan gözükme gayretinde!.. Herşeyden önce, bu bankaların kurulmasına nasıl müsaade edilmiştir? Ve hangi teminatlar karşılığında? "...Böyle olacağını biliyorduk!" demek, hükümeti töhmetten kurtarır mı? Madem biliyordun, neden vaktinde müdahale etmedin de; içleri boşaltıldıktan sonra, el koydun, demezler mi adama? Mugalata (safsata)nın hikmet addedildiği bir ülkede, böyle şeylerin vukuundan daha tabii ne olabilir? Olmaması tuhaf değil mi? IMF''nin dayatmasıyla, ciddi bir şekilde tatbik mevkiine konulmakta olan ekonomiye çeki-düzen bankalar operasyonu ile daha işin başında sulanmaya başladı bile... Zevahiri nasıl kurtarırım (!) derdine düşen hükümet, son olarak da kiralara ve LPG gazına el attı. Enflasyonla mücadele kapsamında kiralara 2000 senesi için yüzde 25, 2001 senesi içinde yüzde 10''luk zamdan fazla yapılamayacakmış! Hükümetin açıkladığı resmi rakamlar, enflasyonun yüzde 60''lar civarında olduğunu gösteriyor. Yaşanılmakta olan gerçek ise yüzde 90''dan aşağı olmayan bir pahalılık var bu ülkede... Hesaplar ortada; hangi mala, ne zam geldiğini millet yaşayarak görüyor. Yetkililer, ne kadar süslü cümlelerle allayıp pullasalar da, milletin yaşadıklarına inanır, onlara değil. Kalem kalem malları sıralayın; başta petrol olmak üzere yüzde kaç zamlanmıştır? Daha dün, şehirçi telefon ücretlerine yüzde 30 zam yapıldı,
Bütün bunların yanında, hükümetin sabit gelirli kesime öngördüğü zam oranı yüzde 15... Görünen o ki, vereceğine şahin kesilen hükümet, sadaka kabilinden vermek istediği bu gülünç rakamlara kılıflar hazırlıyor! Bakınız; biz memura yüzde 15 zam yapıyoruz... Ey ev sahipleri siz de kiralarınızı buna göre artırın! Aksi halde, memur kiracılara zulmetmiş olursunuz! Enflasyonu yüzde 10''lara, hatta tek haneli rakamlara çekmiş gibi bir uygulamanın içinde hükümet... Ekonominin yüzde 55''ini sen yönlendiriyorsun. Önüne gelen mal ve hizmete istediğin oranda zammı sen yapıyorsun... Depremi bahane ederek vergi üstüne vergi sen koyuyorsun... Emekliye, dul ve yetime geçinebilecek kadar parayı vermediğin gibi, hasbelkader sahibi bulunduğu bir dairenin kirasıyla geçinmeye çalışan fukaranın da kira gelirine narh koyuyorsun! Şu kadardan fazla zam yapamazsın diyorsun! Buna, bu hal ve şart altında hükümetin hakkı var mı? Hiç sanmıyoruz. Ayrıca, fukara taksici esnafının ekmeğine el uzatıyorsun! Neymiş efendim; LPG kullanıyorlarmış; bunda vergi yüzde 1 iken benzinde yüzde 300 imiş... Taksiler, ucuz maliyetli yakıt yerine yüksek maliyetli benzin veya motorin kullansınlarmış... Bu mudur, pahalılıkla mücadele anlayışınız? Yani fiyatları artırarak ve lüks tüketimi mecbur kılarak mı pahalılık önlenir bir ülkede. Gidin Avrupa''ya, petrol istihsali (üretimi) olmayan yani, petrolü ithal eden bütün ülkelerdeki örnek arabaları değil, sadece taksiler, özel otomobiller bile LPG''ye dönüştürülüyor. Önce, göz yumacaksın, müsaade edeceksin, neredeyse LPG''ye dönüştürme endüstrisi kurulmasına ses çıkarmayacaksın ve böylece 20 bin civarında taksi LPG ile çalıştırılacak... Sonra da, bu iş yanlış diyeceksin! Deli Dumrul gibi köprünün başını tutmuşsun, geçenden şu kadar, geçmeyenden şu kadar akçe alacaksın ve sana adil devlet diyecekler! Neyse ki; taksici esnafından gelen yoğun tepki üzerine, hükümet, LPG''den elini, şimdilik çekti. Taksici susmadı ve hakkını çiğnetmedi. Bu tavrıyla, herşeye amade bu kuzu milletin diğer kesimlerine örnek olması dileğiyle...

