Dünkü yazımızda, önümüze konan yol haritasına göre, dersimizi çalıştıktan sonra Avrupa''nın niyeti belli olacaktır demiştik. Demeğe kalmadan niyetini açıkladı bile! Fransa, parlamentosunda karar alıyor ve Türk insanını Ermeni katliamcısı olarak gösteriyor. Fransa''yı İtalya ve diğer Avrupa devletleri ve hatta ABD takip edecektir. Ayrıca; KOB''un (Katılım Ortaklığı Belgesi) sonunda, Yunan delegesinin ısrarıyla bir madde ilave ediliyor. Üstelik bu madde öncelikli yani, 2001 senesinin sonuna kadar Türkiye tarafından halledilmesi öngörülüyor. Halletmemizi istedikleri konu ise, öncelikle Kıbrıs! Konfederasyona yanaşmadıklarına göre, bizden istenen Kıbrıs''ı vermemizdir. Bunun, bundan başka manasını bilen varsa söylesin! Eğer yoksa; neden lafı ağızlarında geveleyip duruyorlar ve binbir dereden su getirmeye çalışıyorlar? Ellerine düştük ya bir kere; her birisi ayrı telden çalarak dayattıkça dayatmaya başladı! Daha durun bakalım; bu sadece başlangıç! İstim arkadan gelecek! Açıklıkla bir şeyi ifade etmekte yarar var; bütün bu yapılmak istenenlerin kabahatlisi evvel emirde Avrupalı değil. Bizzat biziz!
Bir an için kendimizi bir kenarda bırakıp, bir Asya ülkesi olan Japonya''ya bakalım. Japonya, ada ülkesi; petrolü ve yer altı zenginlikleri bulunmayan bir ülke. Bugün hemen her konuda, başta ABD olmak üzere herkesle boy ölçüşüyor. Zengin, medeni ve müreffeh bir ülke. Japonya, bütün bunları Avrupa Birliği''ne girerek mi elde etti? Ne münasebet! Biz, hâlâ aynı yanlışta ısrar ediyoruz. Bir yandan, yönümüzü Avrupa''ya çevirdik diyeceğiz. Muasır medeniyeti ilke edindik diyeceğiz; ardından da, Avrupa dikte edecek, biz de bu dikte edilenleri yapmaya çalışacağız.
Kabile devletlerinin bile onuruna sığmayan tuhaf bir haldir bu. Bunu nasıl kabulleniyoruz ve kuzu kuzu; dersimizi çalışıp kapılarına gidiyoruz anlayamıyorum!
Medeniyet ve medeni normlar insanlığın ortak malı. Bunlar herkes tarafından da biliniyor. Tatbik eden medeni oluyor. Bizim bunları tatbik etmemiz için, neden Avrupalının dayatmasını bekliyoruz? Yoksa, onlar öğretmen biz öğrenci miyiz?! Eh; ne yapalım, bunlar bizim eksikliklerimiz; bunları gidermeden Avrupa Birliği''ne giremeyiz. İyi de; sen kendin hallet, dayatma bekleme! Sözgelimi Japonya Avrupa Birliği''ne girmek için müracaat etse, bunlardan hangisi kendisine dayatılabilir? Elbette hiçbirisi.. Zira, kendilerinde olanlardan fazlası Japonya''da var. Biz, fazlasını bıraktık; neden aynıları bizde yok? Bunun suçlusu, bize dersinizi çalışıp öyle gelin diyen Avrupalı mı, yoksa biz miyiz? Japonlar çalıştı ve demokrasilerini geliştirerek medeni oldu. Bizim kolumuzu tutan mı oldu? Bizi, böylesine fakir ve anti demokratik hallere düşüren kim veya kimler?
Tembelle çalışkanın, fakirle zenginin, demokratikle anti demokratiğin ortaklığı mümkün mü? Değilse niye zorluyoruz? Biz zorladıkça, adamlar taviz kovalıyor.
Şahsiyet ve haysiyet yalnızca 3''er hece ve 8''er harften ibaret değil elbet!.. Ama nerede?

