Şu deprem felaketiyle bir bedel ödedik. Cehaletimizin, öz nefislerimize ve birbirimize yapmış olduğumuz zulümlerin bedeli!..
Ya, bu kafayı değiştireceğiz ya da, bedel ödemeye devam edeceğiz. Unutmayalım ki, bu felaketi biz, toplum olarak kendi ellerimizle hazırladık.
Bu bedelin, bize ağır ve dayanılmaz geldiği apaçık bir gerçek. Artık, başımızı iki elimizin arasına alıp, iyice düşünelim ve biz nerede yanlış yaptık diyerek muhasebeye girişelim.
Görüyorsunuz; ortalık toz-duman. Göz gözü görmüyor. Önüne gelen karşısındakini ve öncelikle devleti suçluyor.
Yahu! Durun bakalım! Bu devlet kim?
Ben, sen, o...
Yani hepimiz...
Bu felakette hangimizin dahli yok? Elimizi vicdanımıza koyarak, sağlıklı bir karar verelim.
Bu ülkede nüfus artışı malum. Köylerden kentlere göç de malum. Konut açığı, her sene itibariyle 400 binlerle ifade ediliyor. Kiralar ve ücretler de malum.
Herkes, başını sokacak bir delik aramış ve büyükçe bir kısmıyla buldum zannetmiş. İşte ne olduysa bu "buldum"da oldu! Şehir kurulamayacak yerlere şehirler kurduk. Devletin arazilerini gaspederek konut yaptık. 4 kat ruhsat aldığımız yere 10 katlı apartmanlar diktik.
Bütün bu kanunsuzlukları rüşvetle aştığımızı zannettik. Şimdi, oturmuş rüşvet alanları suçluyoruz! Başta devlet ricali olmak üzere, yerel yöneticilerin başına gök kubbeyi yıkmak istiyoruz.
İyi de hırsızın hiç mi kabahati yok?
O talanları yapanlar, o rüşvetleri verenler biz değil miyiz?
Suçu, sadece devlete ve müteahhitlere atarak bir yere varamayız.
Umumî bir bela ile karşı karşıyayız; ve bu belada bu toplum, tepeden tırnağa kadar sorumlu ve suçludur.
Siyaset ve devlet adamlarımız suçludur, yerel yöneticiler suçludur, mühendisler suçludur, öğretim üyeleri suçludur, mimar-mühendis odaları suçludur, müteahhitler suçludur... Ve evet biz millet olarak suçluyuz!
Felaketten en çok tahribat gören yerin yerel yöneticisini 3 dönemdir kendi ellerimizle seçip, başımıza biz getirmedik mi?
O yönetici veya O''nun teknik (!) ekibi, rüşvetle veya herhangi bir yolla bize rant getirici kararlar aldığında iyiydi de, şimdi mi kötü oldu?
O zaman aklımız nerede idi?
Sakın, şu yıkılan ve enkaz haline gelen apartmanlarımızın katları arasında olmasın? Hani, şu kaçak yapıp da köşeyi döndüğümüz katlar var ya!..
Birbirimizi suçlamayı bırakalım ve bundan sonrasına bakalım! Olan olmuştur artık!
Olmamalıydı ama, oldu işte!
Olmaması için ne yapmak lazım?
Adam gibi oturup bunların hesabını, kitabını yapalım ve uygulamaya koyalım.
Köhne zihniyeti kökünden silelim ve başta devlet olarak milletçe yeniden yapılanarak, istikbale ümitle bakalım!

