Kaydet
a- | +A

Rahşan Ecevit, 80 öncesini hatırlatarak, o günkü meşum günlere vurgu yapıyor ve kaygılarını dile getiriyor. Ve kocası Sn. Bülent Ecevit''le beraber çok acı çektiklerini belirtiyor. 80 öncesini elbette unutmayacağız ve ondan ibret alıp dersler çıkaracağız ama; o günleri konuşmak, o günkü yaraları kaşımak bugünün meselesi değildir. Hele, müşterek sorumluluk almaya niyet edilen bir ortamda, bu beyanatlar, hiç yakışık almamıştır.

80 öncesinde toplum, sağ-sol diye kamplara ayrılmıştı. Ve ülkede oluk oluk kan akıyordu. O dönemde bu ülke 5500 insanını kaybetti.

İllegal örgütler cirit atıyordu. Bunların hem sol ve hem de sağ partilere sızdığını biliyoruz. Şimdi sorarım size; 80 öncesi acı çekmeyen Türk Ailesi var mıdır? O, acı dolu yıllar, Türkiye''nin ve Türk insanının kaybı değil midir?

Ellerimizin bulaşmadığı o kanlara, şimdi ne diye dillerimizi bulaştırmak isteriz? Sn. Bülent Ecevit değil miydi; o günlerde, bir ömür verdiği partisi CHP''nin işgal altında olduğunu söyleyen?

CHP''den ayrılıp DSP''yi kuran ve o eski hırçın politikaları bırakan Ecevit değil midir? Sol''un bizdeki tarihi süreci hep halka rağmen politika üretmiş; adı halkçı olmasına rağmen CHP, halktan kopmuştur.

Milletin değer yargılarına sırtını dönmüştür. Mesela, altı ok''un bir tanesi olan "milliyetçilik"i hiç ağızlarına almamıştır.

Ecevit''ten sonraki CHP tam bir hizipler partisi görünümü arzetmektedir. Vaktiyle Kurultaylar partisi olarak bilinirdi. Son Kurultay''da hep birlikte gördük, 8 adayla genel başkanlık seçimleri yapıldı. Evet, neticede biri kazandı ama, geride 7 ayrı hizip bırakarak!..

Bilindiği gibi CHP bir önceki seçimlerde barajı kıl payı ile geçebildi. Bu ders bile yetmemiş olacak ki, son seçimlerde tümüyle parlamento dışında kaldılar.

Bizdeki sol''un, kendi içindeki tutarsızlığı ilk fark eden Sn. Ecevit olmuştur. Bu yüzden, bir ömür verdiği CHP''yi terkederek DSP''yi yeni bir anlayışla dizayn etmiştir.

Bu anlayışın temelinde "Ceberût"luktan sevecenliğe doğru bir kayış vardır. Özellikle "Laiklik" konusunu, katı ve dayatmacı bir anlayıştan sıyrılarak; dine ve dindarlara saygı üslubuyla yenilemiştir.

Bu söylemiyle Ecevit, sağdan ve dindarlardan, azımsanmayacak ölçüde oy alabilmiştir. Ecevit''lerin partileşme sürecinde en büyük başarıları partiyi, çeşitli hiziplerin arenası olmaktan kurtarmak olmuştur.

Sağ partilerin kendi aralarındaki didişmelerini iyi değerlendiren Bülent Ecevit, 59 parlamenteriyle tek başına hükümet olmuş, ve bu "güvenilir devlet adamlığı" kozunu seçimlerde işleyerek birinci parti olmayı başarmıştır.

Seçim sonrasında da bu başarısını sürdürdüğüne şahit oluyoruz. Parlamento''daki yüzde 78''lik sağ blok karşısında, yalnızca yüzde 22''lik oluşumuyla tekrar Başbakan olmaktadır.

Kim ne derse desin, bu durum, Bülent Ecevit ve partisi adına büyük bir başarıdır.

Sağ''daki bu dağınıklık ve beceriksiz politikacılar olduğu müddetçe, Ecevit''in kıvrak siyasetine daha çok şapka çıkarırlar! Baksanıza; Rahşan Ecevit''in yenilir yutulur olmayan, zehir zemberek konuşması karşısında "özür" şartını koyan MHP''nin kapılarını, özür dilemeden nasıl açtı Ecevit?