Kaydet
a- | +A

Bakan Yaşar Okuyan, sosyal güvenlik kanununa destek turlarını sürdürürken, "Tabutta emekliliğe hayır!" diyen işçi-memur sokakta...

Bakan, bu gidişle 2005 senesinde devletin emeklisine maaş ödeyemeyeceğini, denizin bittiğini, duvara toslanıldığını haykırıyor!

Diğer yandan, kendilerine avuç açtığımız IMF, tepemizde Demokles''in Kılıcı gibi durarak direktifler yağdırıyor:

Bu vergiler az, özel tüketim vergisi ihdas edin!.. Kamu ürünlerine zam yapın!... Ücretleri dondurun!.. Özelleştirmeyi bir an önce yapın!.. Emekli yaşını artırın!...

57. Cumhuriyet Hükümeti, kelimenin tam anlamıyla iki arada bir derede kaldı. Aşağı tükürse sakal, yukarı tükürse bıyık!..

Dibe vuran ekonomide işçinin, memurun, emeklinin bir dahli olmadığına göre yani, ekonomiyi işçi, memur ve emekli yönetip yönlendirmediğine göre, fatura neden bu kesime kesilsin?

Siyasetçilerin günahını ve vebalini neden dar gelirli bordro mahkumları çeksin?

Sol''a teslim edilen Maliye Bakanlığı''nın, adına reform diyerek çıkarmış olduğu Vergi Kanunu değil mi ekonomiyi dibe vurduran?

Mali Milat dediler, bir nereden buldun kanunu çıkardılar, piyasaları bıçak gibi kesip öldürdüler.

1999 yılının ilk üç ayında, Türk ekonomisi yüzde 8.4 oranında küçüldü. Bunun manası, ilk üç aydaki üretimin Gayri Safi Milli Hasıla''daki payı yüzde 10.3 olurken, aynı dönemdeki faiz gelirlerinin payı yüzde 57.9 olarak gerçekleşti.

Görüldüğü gibi üretici, kapısına kilit vurup üretmedi; parayı ranta yatırdı. Yani parasını faizde değerlendirdi. Bunun sonucunda da işsizlikle beraber fakirler çoğaldı.

Yetkililerimiz denizin bittiğinden dem vuruyor ve "Tabutta Emeklilik"te ısrar ediyor. Türkiye''de ölüm yaşı, ortalama 65 olduğuna göre, bu kanunla emekli istenmiyor demektir! Dünyanın neresinde 38-40 yaşında emeklilik var, derseniz; bu garabette işçinin ve memurun ne günahı vardır?

Kadınlarda 50, erkeklerde 55 yaşında emeklilik her kesim tarafından genel bir kabul görüp işletilirken, üç-beş oy uğruna sistemi çökerten ve sosyal güvenlik kuruluşlarının içlerini talan eden popülist politikacılar nerede?

Neden bu yaptıklarının hesabını vermiyorlar?

Ve neden fatura bordro mahkumlarına kesiliyor?

Gelen bütün iktidarlar boyunca devlet kadroları ve devlet bankaları birer arpalık olarak görülüp, har vurup harman savrulmuştur.

Devlet, elindeki KİT''l#ri, kötü yönetmenin ve hatta yönetememenin bedelini, sürekli zamlarla bu fakir millete defaatle ödetmiştir.

Şimdi; madem ki kapıya dayanan bir kriz var ve bunun için çareler aranıyor; milletvekilerimiz, fedakarlığa kendilerinden başlamalıdırlar. Mesela; milletine 30 küsur yıl primle, 60 küsur yaşında emekliliğe reva gören vekilerimiz, dönüp bir kere kendilerine baksınlar! İki sene milletvekilliği ile ömürlerinin sonuna kadar emekliliği nasıl içlerine sindirebiliyorlar?

Ya, miletvekili maaşlarının üstüne aldıkları 600 milyon TL tutarındaki kıyak emeklilik maaşından ne haber?

Kötü siyasetçi marifetiyle, ekonominin yarısından fazlasını elinde bulunduran devlet, milletin tepesinde, "zalim üvey baba"yı oynuyor. İki çocuklu baba, dürüst, namuslu ve üretken çocuğunu iterken; haylaz, hovarda ve mirasyedi olan tipi kollayıp kayırıyor.

Sonunda haylaz olanı iflas ediyor, ama; faturası dürüst olana kesiliyor!

Sıkıştıklarında da Batı''lı devletleri oralardaki sistemleri örnek gösteriyorlar. Yahu; bir Allah''ın kulu çıkıp, şu IMF yetkililerine: Bizim işçi emeklisine ödediğimiz emekli maaşı 150-200 Amerikan dolarıdır. Bu rakamı, sizdekilerle kıyaslamanın imkanı var mı? 30-35 sene hizmet edip, prim ödemiş emekliye bu parayı reva görmek, hangi adalete ve insafa sığar?

Sizler bunun 10 mislini, işsizinize ödüyorsunuz!

Bizimkilerin, sizdeki asgarî ücretten haberi var mı?

O halde neyin kıyasını yapıyorlar?