Kaydet
a- | +A

Yeryüzü''nde biz Türkler kadar iyi niyetli ve hoşgörülü başka bir millet gösterilemez. Hani; vur, ağzından lokmayı al derler ya, tıpkı onun gibi.. Bir kere, şu hususu hafızalarımıza kazımamız gerekiyor: Anadolu''ya ayak bastığımız 11. Asır''dan itibaren, var oluşumuz ve varlığımızı sürdürmemiz, daima güçlü olmamızla mümkün olabilmiştir. El-an da yaşamakta olduğumuz coğrafya güçlü olmamızı zorunlu kılıyor. Osmanlı''nın Duraklama Devri''nden itibaren, dikkat edin; yaralı bir ceylan gibi, canavarların tasallutuna maruz kaldık. Gelen vurdu, geçen vurdu!

Ta ki, Birinci Cihan Savaşı ile canımızı çıkartıncaya kadar! Türk''ün coğrafyasına sahip olmak isteyen onun iflah olmaz düşmanları el ele vererek Cihan Devleti''mizi yıktılar. Tarihte cereyan eden hemen bütün yıkımlarda olduğu gibi, önce içimizi çürüttüler. İçimizdeki ekalliyetleri, toprak ve egemenlik gibi çeşitli vaatlerle aldatarak, veli-i nimetleri aleyhinde kışkırttılar. Türk, coğrafyasında barındırdığı çeşitli milletler için veli-i nimet olmuştur. Çünkü, bunlardan hiçbirisini, renklerinden, ırklarından ve inançlarından dolayı ayırıma tabi tutmadığı gibi, kendinden bir parça bildi ve o şekilde değerlendirdi.

İster merhametten maraz doğdu deyin, isterseniz başka sebeplere bağlayın ama; netice itibariyle içimizdeki bütün azınlıklar, Arab''ından Arnavud''una, Yunan''ından Ermeni''ye kadar hemen hepsi, veli-i nimetleri olan Türk''ü hançerledi. Bunlardan Ermeni''lere (Tebaayı Sadıka) denilirdi ki, Yahudileri Hıristiyan zulümlerinden koruduğumuz gibi, bunları da Hıristiyanların mezhep taassubundan koruduk ve kendi inançlarını rahatça yaşayabilmelerini sağladık. Avrupa''da Hıristiyanlar arasındaki mezhep çatışmalarını bilenler. Ne demek istediğimizi ve Ermeni''leri ne denli koruyup geliştirdiğimizi iyi bilir! Saraylarımızı, camilerimizi Ermeni ustalara yaptırıyor; Ermeni vatandaşları paşalık ve vezirlik dahil en üst rütbelere çıkarıyorduk. Onlar da, asırlarca Türk''ün emanında, burunları dahi kanamadan huzur içinde hayat sürüyorlardı. Batılı devletler, içimizdeki diğer azınlıkları olduğu gibi Ermeni''leri de vatan ve egemenlik yaveleriyle kandırdı ve ayaklandırdı. Doğu ve Güney Doğu Anadolu''da meydana getirdikleri çetelerle giriştikleri bu hareketlerle masum sivil Türk milletinin kanını akıtarak emellerine ulaşmak istediler. Bunun üzerine Osmanlı Devleti tehcir (mecburi göç) kanunu çıkardı; işte bu göçler esnasında hastalık veya başka sebeplerle ölmüş Ermeni''lerin hesabı, inatla sorulmak isteniyor. Hem de dost ve müttefik bildiğimiz, başta ABD olmak üzere Batılı devletlerce! Kimileri, bunu görmezlikten gelip önemsemeyelim diyor. Tıpkı 1983''lerdeki PKK hareketine dendiği gibi! Halbuki; kaynatılmak istenen aş, Ermeni aşıdır ve PKK hareketiyle Kürtler, bu aşa tuz ve biber olarak ekilmiştir! PKK, aysberg misali işin yalnızca görünen kısmıdır! Asıl kütle aşağıdadır ve başımızı çok ağrıtacaktır! Nerede dış politikalarımız; hani, nerede sayılarını artırdıkça övündüğüz üniversitelerimiz? Sen; milyonla şehide sahip çıkmaz ve hesaplarını soramazsan, elin oğlu yalan, hile ve desiselerle üzerine üzerine gelir! Sen de, bu pasifliğinle ve cehaletinle müdafaa mecburiyetinde kalırsın! Bu kafayla yapabilirsen tabii!