Kaydet
a- | +A

Ahir zaman, yevm-i beterdir. Yani her yeni gün, dünü aratır. Ahir zaman''a kadar Cenab-ı Hak, Cemal sıfatı ile tecelli eder. Bu zaman diliminde bolluk, bereket, güzellik ve huzur vardır. Bundan sonra ise, yani Ahir zaman diliminde; ta Kıyamet''e kadar, Cenab-ı Hak Celâl sıfatı ile tecelli eder. Hiçbir şeyin tadı kalmaz. Ömürler bile bereketsizdir.

Ahir zaman''a "felaketler çağı" dersek yanlış olmaz. Toplu ölümler, katliamlar, büyük savaşlar, kıtlık, huzursuzluk, insanların birbirlerine ve Rab''l#rine karşı isyanı, Arzî ve Semavî (yer ve gök) felaketler artarak devam eder.

Düşünebilen insan için dünya hayatı nedir? Hele Allahü teâlâ''ya ve Ahiret gününe iman etmiş olanlar için; ne vakit ve hangi şart ve ortamda biteceği belli olmayan dünya hayatı neyi ifade ediyor?

Her an, mukadder olan ölüme hazırlıklı olmaktan başka çare var mı?

Dün akşam, caminin avlusunda oturmuş, deprem anında yaşadıklarımızı birbirimize anlatıyorduk. Ali İhsan Önal abi, birden dönerek dedi ki: "İnsanoğlu ne garip! Mahdut olduğu bilinen bu kısacık dünya hayatında, ne vakit ve hangi şart altında öleceğini bilmiyor, bilemiyor! Bununla beraber, bilip inandığı sonsuz ve ikinci gerçek bir hayat var.. Ölüm ötesi hayat... Ne zaman son bulacağı belli olmayan (her an olması mümkün) bu kısacık dünya hayatı için neler neler yapıyoruz da; sonsuz Ahiret hayatı''na hiçbir hazırlığımız yok! Bu gaflet, insana yakışan bir hal olmasa gerektir!"

Reşahâd kitabında; Sa''dûddin-i Kaşgari Hace Muhammed Parisa hazretlerinden dinleyerek buyurdu ki, (İnsanı Allahü teâla''dan uzaklaştıran perdelerin en zararlısı, kalbin kararması, hasta olması, yani dünya sevgisinin kalbe yerleşmesidir.

Bu sevgi, kötü arkadaşlardan ve lüzumsuz şeyler seyretmekten hasıl olur! Çok uğraşarak bunları kalpten çıkarmalıdır.

Kalbin hasta olması, Allahü teâlâ''yı unutmasıdır.

Allahü teâlâ''ya kavuşmak isteyenlerin, bunlardan sakınması, nefsi kuvvetlendiren, azdıran her şeyden kaçınması lazımdır.)

Kalp, muhabbet (sevgi) yeridir. Aşk, muhabbet bulunmayan kalp ölmüş demektir. Kalpte, ya dünya sevgisi, ya da Allah sevgisi bulunur. Burada dünya demek, haram olan şeyler demektir. Allahü teâlâ''yı anarak (zikr) ve ibadet yaparak, kalpten dünya sevgisi çıkarılınca, kalp temiz olur. Bu temiz kalbe, Allah sevgisi kendiliğinden dolar. Günah işleyince, kalp kararır, hasta olur. Dünya muhabbeti yerleşerek, Allah sevgisi gider. Kalbin bu hali bir şişeye benzer. Su doldurulunca hava çıkar. Suyu boşaltınca hava kendiliğinden girer.

Hadis-i kudside: (İnsanların kalbi Rahman''ın kudretindedir. Kalpleri dilediği gibi çevirir) buyurulmuştur.

Bunun için Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) her zaman, (Allahümme, yâ mukallibel kulûb, sebbit kalbî, alâ dînik) duasını okurdu. Bunun manası: Ey büyük Allah''ım! Kalpleri iyiden kötüye, kötüden iyiye çeviren ancak sensin. Kalbimi dininde sabit kıl! Yani, dininden döndürüp ayırma!

Ashab-ı Kiram (seçilmiş insanlar, peygamber efendimizin arkadaşları) bunu işitince: (Ey Allah''ın Resulü! Sen de, dönmekten korkuyor musun?) dediklerinde: (Mekr-i ilahiden, beni kim temin edebilir?) buyurdu.

O, Server-i Kâinat, böyle olunca ya biz, onun ümmeti, nasıl olmalıyız diye hiç düşündük mü?

Ve yine bakınız, sevgili okuyucularım; Adapazarı''nda, Gölcük''te, İzmit''te,Yalova''da onbinlerce insanımızı kaybettik.

Allah''tan geldiler, yine O''na döndüler; bugün ya da yarın, bizler de Rabb''imize dönücüleriz.

"İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi raciûn."