Topkapı Sarayı''ndaki Mukaddes Emanetler''e heyecandan bakamayan içli adam...
Samet Ağaoğlu''nun tespit ve teşhisiyle; utangaçlığından devlet protokolünü sevmeyen, "Maskesiz politika adamı" idi Adnan Bey...
1952 senesinde NATO için gittiği Paris''te, Osmanoğulları''nın akıbetlerini sorup öğrenir: Vaktiyle, Fransız Kralı Fransuva''nın, "...Karaların ve denizlerin ulu Hakanı! Beni kurtarın!" diye mektup yazıp yalvardığı, Muhteşem Süleyman''ın (Kanunî) kimi aile mensuplarının Fransız askerlerinin bulaşıklarını yıkayarak geçimlerini temin etmektedirler! Adnan Bey, fevkalade hüzünlenir.
Yurda döner dönmez, doğru Çankaya''ya çıkar. Celal Bayar''a:
-Osmanoğulları''nın erkekleri de dönse birşey olmaz. Hiç olmazsa kadınları getirtelim. Bu toprakları ve şanlı tarihi bize bırakanların kadınları, Fransız erkeklerinin bulaşıklarını yıkıyor. Öyle olacağına gelsinler kendi milletlerinin erkeklerinin bulaşıklarını yıkasınlar! Celal Bayar, "Olmaz!" deyince; Adnan Bey, "İstifa ederim!" diye diretiyor.
Sonunda, Osmanoğulları''nın kadınları isterlerse yurda dönebilirler) metni, Meclis''te kabul ediliyor.
İlk olarak, Sultan Abdülhamid Han''ın eşi Müşfika Hanım ile kızı Ayşe Sultan Türkiye''ye getirtiliyor ve Taksim''de kiralanan bir eve yerleştiriliyorlar.
Adnan Bey, bu aileye her sene 10 bin lira gönderir; kirayı da, hanımefendisi Berin Menderes öderdi.
Adnan Menderes, 17 Şubat 1959''da Londra''ya giderken düşen uçaktan yara almadan kurtulmuştu. Ankara''ya döndüğünde eşi, kendisine sorar: -Uçak düşerken ne düşündünüz? -Acaba ben öldükten sonra, Berinciğim, Müşfika Hanım ile Ayşe Sultan''ın kiralarını ve her sene 10 bin liralarını verebilecek mi? Yoksa bu insanlar yine ortada mı kalacak diye düşündüm. 27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra, Berin Hanım''ı Köşkten çıkarırlar. Ankara''da başka bir eve yerleşir. O güne kadar ellerine, ayaklarına kapanan Müşfika Hanım''ın ev sahibi, 5 Haziran günü, yeni adreslerine gelir, pür hiddet içeriye girer ve: -Verin paramı! diye bağırır... Berin Hanım: -Durumumuzu biliyorsunuz. Buyurun oturun beyefendi!.. Adam: -Ben anlamam! Paramı şimdi istiyorum! Berin Hanım oğlu Mutlu''ya: -Yavrum; Ali Ocak (Gaziantep Mebusu) bize komşudur. Ona git, belki onlarda para vardır. Mutlu Menderes. -Anne! Bu halimizle bize kim para verir? Bunun üzerine Berin Hanım, içinde isimleri yazılı alyansını çıkarıp, -Götür Kızılay''a hangi kuyumcuya satarsan sat, parasını getir. Der. Alyans, 1800 liraya satılır. 1500 lirası adama verilir. Sıkıntı, zulüm ve hatta ölüm halinde bile, memleketi, memleket insanını düşünen Menderes''ler... Güzel ve gülen insanlar...
Adnan Menderes''in, idamdan önceki son sözleri: "Sizlere dargın değilim. Sizin ve diğer zevatın iplerinin hangi efendiler tarafından idare edildiğini biliyorum. Onlara da dargın değilim. Kellemi onlara götürdüğünüzde deyiniz ki, Adnan Menderes, hürriyet uğruna koyduğu başını 17 sene evvel almadığınız için sizlere müteşekkirdir. İdam edilmek için ortada hiçbir sebep yok. Ölüme kararı metanetle gittiğimi, silahların gölgesinde yaşayan kahraman efendilerinize acaba söyleyebilecek misiniz? Şunu da söyleyeyim ki, milletçe kazanılacak hürriyet mücadelesinde sizi ve efendilerinizi yine de 1950''de kurtarabilirdim. Dirimden korkmayacaktınız. Ama şimdi milletle el ele vererek, Adnan Menderes''in ölümü sizi ebediyete kadar takip edecek ve bir gün sizi silip süpürecektir. Ama buna rağmen merhametim sizlerle beraberdir."
Onlar, şefkatli ve merhametli kişilikleriyle, merhametlilerin en merhametlisinin sonsuz eminliğinde... Ya diğerleri? Ya bizler?..

