Kaydet
a- | +A

İpin ucu, erken seçim öncesinden başladı çekilmeye!.. Neyse ki, akl-ı selim galip geldi ve huzur içinde bir seçimi başardık.

Ama, Türkiyemize, bu cennet vatanımıza huzuru çok gören iç ve dış düşman, fesad ocaklarını ha bire işletti. Bugün gelinen noktada, ipin iki ucu birden çekilmek isteniyor! Emniyet Genel Müdürü Necati Bilican''ın açıklamaları, her Türk vatandaşını derinden düşündürmelidir.

Bakınız; Malatya''daki öğrencilerin arasına girerek, masum bir isteği çığırından çıkarmak isteyen militanların mensup oldukları illegal teşkilatlar neler: PKK, TKP, DHKP-C, Hizbullah vb.

Tam da hükümetin kuruluş arefesinde oluşturulan bu toz duman ortamı boş yere almasa gerektir. Zira, kurt dumanlı havayı sever!..

Ve yine, her zaman şikayetçi olduğumuz, o mahut medya, olayları kalkışma, yani devlete isyan şeklinde vermekten geri durmadı. Bu durum, hem görsel ve hem de yazılı medyamızın bir kısmında fütursuzca işlendi.

30 Mayıs''taki MGK toplantısında, kirlenen ekran ve mahut medyanın görüşüleceği belirtiliyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde bizdeki medya anlayışı yoktur. Yerine göre, işine geldiğinde hem savcı ve hakim rolünü oynar. Demokrasinin kuvvetler ayrılığı demek olan, Yasama, Yürütme ve Yargı''nın pekala yerine geçer!

Görülmekte olan mahkemelerin delil ve tutanaklarını, suç olmasına aldırış etmeden yayınlar. Masa başlarında oluşturduğu varsayımlarla kişi, kurum ve kuruluşları dilediğince karalar, çamur atar.

Açık rejim, hür medya ama; sorumluluk nerede? Devleti tahrip eden, toplumu bölen, kişi ve kurumların haysiyet ve şahsiyetlerini rencide eden yayınların neresi sorumluluk Allah aşkına?

Medya, açık rejimlerin 4. kuvveti deniliyor, değil... Bizdeki, nizamı ifsad edici olarak belki de yegane kuvvet!..

Bir ülke düşünün ki, oradaki medyanın görevi halkı suni gündemlerle oyalayıp "meşguliyetle tedavi"ye yeltensin!

Yani, mütemadiyen cambaza baktırsın!

Spikerler haberleri felaket tellalı gibi sunuyor. Olaylar, abartılarak ve en iğrenç görüntüleri dakikalarca teşhir edilerek duyurulmaya çalışılıyor.

Evet; basit ve mevzii bir eylemi kalkışma (isyan) olarak duyuruyor ve bu tezini ispat etmek için akla hayale gelmedik mizansenler düzenliyor. Hiçbir ilgisi olmamasına rağmen arşiv görüntüleri koyuyor, yahut kafasına göre canlandırma yapıyor.

İçerde yaşayıp bu manzaraları seyreden halk, yılgınlığa ve ümitsizliğe kapılıyor. İnsanlar birbirlerine ve yöneticilerine olan güven duygusunu yitiriyor. Müteşebbisin iştahı kesiliyor. Herkes, günlük yaşayabilme telaşına kapılıyor. İstikbal kararıyor.

Dışarıdan bu manzarayı seyredenlere gelince, onlar da bu ülkede iç harp var zannediyorlar. Artık, kim bu ülkeye güven duyar, yatırım yapar, kredi verir? Kim bu ülkeyle dostluk kurar, ortak hareket eder?

Canını yolda bulmuş (!) kaç turist bu ülkeye gelir? Biz istediğimiz kadar çırpınalım, yok böyle bir şey diye... Ülkenin, ekran ve yazılı medyadaki görüntüsü bu!

Bu görüntülere bakarak karar veriyor insanlar. Neylersiniz ki günahın sadece adı kalmış!..