İlk defa bir hukukçu Cumhurbaşkanı''na sahip olmakla övünüyoruz. Toplumun, hemen bütün kesimlerinin aynı düşünceyi paylaşması, hukukçu Cumhurbaşkanımızı etraflıca tanıdığından değildir. Yeterince tanımadığımız halde, efkâr-ı umumiyedeki bu sevinç, yeni Cumhurbaşkanından hak ve hukuk adına çok şeyler beklediğine işarettir. Dünyanın bugün geldiği nokta itibariyle, Türk toplumunu hukuksuzluk içinde daha fazla tutabilmenin imkan ve ihtimali kalmamıştır.
Yaşadığımız şu en son hadise bile, hukuka ne kadar bigane kaldığımızın en açık delilidir. Emniyet teşkilatımız, Uğur Mumcu cinayet zanlıları için bir dizi operasyon düzenledi; hâlâ da bitmiş değil. Hadise, sıradan bir olay değildi. Topluma mal olmuştu. Ve Emniyet''in aynı olaydaki daha önceki tutumu biliniyordu! Kaç kere toplumu umutlandırdılar ama, sonuç çıkmamıştı. Dolayısıyla, toplumun ihtiyatla baktığı olayda Emniyet, kılı kırk yarmak zorundaydı! Nitekim öyle de oldu. Olaya yayın yasağı getirildi. Ama, daha işin başında, en yetkili ağızlar; ''katiller elimizde!'' şeklinde açıklama yaptılar! Sanıkların polisteki ifadeleri doğru-yanlış çarşaf çarşaf yayınlandı! Sanıklar mahkemeye çıkarılmadan suçlanıp mahkûm edildi! Hukuktaki hantallığımıza bakın ki, yayın yasağı; basın yayın kuruluşlarına günler sonra, resmen tebliğ edildi! O zamana kadar yazılan yazılmış, söylenen söylenmişti... Hatta, olayın arkasında İran Devleti gösterilerek o da mahkûm edilmişti! Hukukun en temel kaidesi; suç, mahkemece sübut bulmadan hiçbir sanık suçlanamaz ve cezalandırılamaz ilkesidir. Biz, olayı daha polis safhasında iken bitirdik bile! Demek ki, bizim hukuk anlayışımızda mahkemeler lüzumsuz kuruluşlar! Bunca hakime ve savcıya boşuna maaş veriyoruz! Zira, mahkemelerin işlevini başta yetkililerimiz olmak üzere, medyamız pekala yerine getiriyor! Bütün bu sanıklar, olayın gerçek kahramanları da olabilir. Haklarında mahkeme kararı verilmeden önce yargıya varmak, yani katil zanlısına katil demek, dünyada sadece bize has bir hukuk anlayışı! Yargısız infaz, başka neyin adıdır? Demokrasi, bir kurallar ve kurumlar sistemidir. Bu kural ve kurumları işletecek olan da insandır. Tabii, burada akla gelen sual, hangi insandır? Kurumları kokuşturmuş, kural tanımaz insanlar değil elbet! Hukukçu Cumhurbaşkanımızı, evet; yeterince tanımıyoruz. Ama, hukuka, hukukun üstünlüğüne o kadar muhtacız ki, onu tanımadan sevdik ve Meclis''in dışından bulup başımıza geçirdik! Ne dersiniz, biz de hukuk devleti olabilecek miyiz?

