Kaydet
a- | +A

Türkiye''mizde siyaset parçalıdır. Hem de paramparçalıdır. Parçalanmış siyasetle, hükümetleri ancak, koalisyonlarla oluşturabiliyor ve beklenen istikrarı bulamıyoruz.

Demokrasilerde iktidar kadar muhalefet de önemlidir. Koalisyon; hele çok partili koalisyonlar şeklinde oluşan iktidarların muhalefetlerinden de hayır beklenmiyor!

Rahmetli Özal''ın dediği gibi, bizi ikibuçuk parti paklar! Bunun meydana gelmesi için de, asgariden, sağda ve solda birer lider şahsiyetin siyaseti yönlendirmesi lazım. Uzun zamandır, bizim eksiğimiz, bolca genel başkanımız olmasına rağmen, lider şahsiyetlerden mahrum kalışımızdır.

Sağda ve solda türeyen partiler, hep bu lider noksanlığındandır. Millet, peşine düşeceği ''umut'' lideri bulamayınca, ne yapacağını şaşırmış ve koltuk hevesinden başka ideali olmayan genel başkanların elinde kalmıştır.

Vaktiyle ortaya atılan ''ortanın solu'' uzun seneler, blok olarak devam etmiş; en iyimser rakamla yüzde 35''leri aşamamıştır. Sadece 70''li yıllarda, ilk defa ''Karaoğlan''la yüzde 40''ları bulmuş ama, asla o rakamlarda tutunamamıştır.

Yüzde 65''lik sağ blok ise, parçalana parçalana bugünkü halini almıştır. Yüzde 15 dolayında bir sol, Meclis''te temsil edilememekte, mevcut 21''lik sol da iktidarın birinci partisini oluşturmaktadır.

Yol, solcu demokratlarla demokratik solcular şeklinde sun''i olarak bölünmüş, kendi vadettikleri ümitleri, yine kendileri söndürmüştür.

Sağda ve solda boş kalan meydan yeri, ''Az olsun benim olsun!'' anlayışıyla bölük pörçük edilerek kapanın elinde kalmıştır!

Artık; iktidarda olanın kim olduğu bilinmediği gibi, millet tarafından hesabı da sorulamaz olmuştur. Gerçi, oturmuş demokrasilerde koalisyonlar, büyük işler başarır ama; bizim gibi daha işin alfabesinde olan ülkelerde işler, ''eski hamam eski tas!'' teranesiyle yürüdüğünden, taş üstüne taş koyabilmek mümkün olamıyor.

21. asrın başında Türkiye, her şeyi ile dönüşüme muhaçtır; bunun yolu da güçlü iktidar ve güçlü muhalefetten geçmektedir. Yani, siyasi istikrardan...

Yalpalayarak ve sürünerek de olsa geldiğimiz bu noktadan itibaren muhtaç olduğumuz şey, evvela bu dağınıklığı ve parçalanmışlığı gidermektir. Bunu sağlayacak da, genel başkanlardan ziyade lider şahsiyetlerdir.

Türk siyaseti, işte bu lider şahsiyetleri bekliyor!

Zira, seneler senesi bu millet, bürokrasi ile idare edilmiş; kemikleşen bu bürokrasi yüzünden, iktidara gelen partiler, gerçek manada muktedir olamamışlardır. Demokrasimizin yapısındaki bu bozukluğu giderebilecek ancak, güçlü lider ve güçlü iktidardır.

Sistemin ve milletin daha fazla yalpalamaya tahammülü kalmamıştır.