Kaydet
a- | +A

Dünyanın gelişmiş modern ülkelerine kıyasla, fakir bir milletiz. Buna rağmen çetin bir coğrafyada bulunuyoruz. Yani, üzerinde yaşadığımız coğrafya, zengin ve güçlü olmayı gerektiriyor.

Dün de bütün dünyanın gözü bu coğrafyadaydı, bugün de... Resmi verilere göre Türkiyemizde 13.5 milyon insan işsizdir. Ülkenin nüfusu genç olmasına rağmen, maalesef bu dinamizmden faydalanamıyoruz. Ve yine maalesef mevcut kıt kaynakları da israf etmekte üstümüze yok! Bakınız; bu ülke, bir seneye yakındır seçimle yatıyor, seçimle kalkıyordu. Bu müddet zarfında, devletin ve hatta özel sektörün çarkı durmuştur.

55. Hükümet''in, anlaşılmaz bir şekilde hâlâ müdafaasını yaptığı Vergi Kanunu, beklenileni veremediği gibi; kanundan önceki hali mumla aratmıştır!

Rakamlar ortada; reform diye takdim edilen kanunla toplanabilen vergi, aynı dönem itibariyle geçen senekinden daha az!..

Yeni Vergi Kanunu ile muhasebeciler kırtasiyeye, mükellefler bürokrasiye mahkum edilmiştir. Doğu Almanya, Batı ile birleşince, aniden 5 milyon işsizle karşılaşıldı. Yığınla fabrika, hepsi de geri teknoloji...

Almanya, işi çözmek için istihdamı reel olarak artırıcı tedbirlere yöneldi. Bunun için; önce vergileri düşürdü ve bürokrasiyi azalttı.

Bizde 13.5 milyon işsiz var; iflaslar birbirini kovalıyor, esnaf kepenk indiriyor, büyük işletmeler kapanıyor. Yani işsizler ordusuna devamlı yenileri ekleniyor. Yaptığımıza bakın Allah aşkına! Daha çok vergi ve daha çok bürokrasi!..

Bir seneden beri tüm umutlar, yeni hükümete endekslendi. Meclis''e bakıyoruz; en büyük zaman israfı orada! Hangi akl-ı evveller yapmışsa, evlere şenlik bir iç tüzükleri var ki, gündemin bir mevzuuna girebilmek için saatlerce havanda su dövülüyor.

Ara sıra Meclis TV''yi açın ve görün vekillerimiz nelerle uğraşıyor? En kıymetli şey olan zamanı nasıl israf ediyorlar? Neymiş efendim? İçtüzük hükümleri böyle davranmayı gerektiriyormuş! Bir akıllı çıkıp da; yahu, bu içtüzük bizim elimizi kolumuzu bağlıyor, parlamentonun esas görevi olan kanun yapmayı engelliyor, bu içtüzük yüzünden zamanı boşa harcıyoruz, bunu değiştirelim demedi! Bir kısım açıkgöz işadamlarımız; piyasalar durgun, bu böyle gitmez; tüketimi kamçılayalım ki, piyasalara hareket ve canlılık gelsin diyor!

Zaten bu fukara halimizle olmayanı tüketmeye kalkışan bir toplumuz! Esas ihtiyacımız yatırım ve istihdamdır. Üretmeden ve çalışıp kazanan insan olmadan nasıl tüketebileceksiniz? Bizdeki, gelir dağılımındaki adaletsizlik ve dengesizlik dünyanın başka bir yerinde var mıdır, bilmiyoruz. Ve bu uçurum gitgide daha da büyümektedir. Orta sınıf denilen toplumun bel kemiği ortadan kalkmış, çok zengin olan mutlu (!) bir azınlık ile, fakirlikle boğuşan milletin kahir ekseriyeti karşı karşıya gelmek üzeredir!

Toplumdaki hırsızlık, mafya, çetecilik, gasp, cinayet ve ihtihar suçlarındaki artış neyin habercisidir?

Dün, Ziraat odalarının toplantısında, ilgili iki bakanı da konuşturmadılar. Bu feryatlar yaygınlaşmadan, acil tedbirler bir an önce alınmalıdır. Yarın, çok geç olabilir zira!..