Kaydet
a- | +A

Yüzümüzün akıyla dünyayı evimizde ağırladık.

Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, Dışişlerimizin gayretleri takdire şayandı doğrusu. Kim ne derse desin, Sn. Cumhurbaşkanımız, ilerlemiş yaşına rağmen beklenmedik bir performans sergilemiştir. 50 sene devlet hizmet olmanın ve siyasetin her kademesinde her hal ve şartta bulunmanın kendisine sağladığı duayenlikle, babacan bir ev sahipliği sergilemiştir. Gelen bütün devlet ve hükümet başkanlarının ve onlardan evvelkilerin, hatta onlardan da öncekilerin cemaziyel evvellerini bilme şansına sahip yegane liderdi Sn. Süleyman Demirel! Evet; tarihi zirveden çıkan sonucu, siyaset kurdu Demirel özetledi ve "AGİT''e imza atanlar başkasına kulak tıkayamaz. Artık hiçbir devlet, kendi ülkesinde karşılaştığı bir sorunla ilgili olarak (Bu benim iç sorunumdur. Bana karışamazsınız) diyemez. Derse, duvarlarla çevrili bir kale içinde yalnız kalmaya mahkum olur. Rusya''nın Çeçenistan sorunundaki yalnızlığı budur." dedi. Nitekim zirve esnasında bütün liderler, Boris Yeltsin''e yüklenerek, Çeçenistan''da giriştikleri katliamları lanetledi ve bu mesele Rusya''nın iç işi olmaktan çıkmış; insan hakları konusu olarak hepimizin, bütün dünya insanlığının konusudur dediler. Rusya Devlet Başkanı Yeltsin, her zamanki gibi blöf yaptı ama kimse yutmadı. Yeltsin, "Kosova''da Sırplar''ı öldürdünüz, burada Çeçenler için insan hakları savunuculuğu oynuyorsunuz. İçişlerimize karışıyorsunuz" deyince; ABD Başkanı Clinton''dan şamar gibi cevabı yemekte gecikmedi. Clinton, "Kosova''da katliamı seyrettiniz; şimdi binlerce masum Çeçen''in hayatına kastetmekle meşgulsünüz... Başkan Yeltsin; hayatımın en heyecan verici tecrübelerinden birini, daha başkan olmadan bir dünya vatandaşı iken, Moskova''da, o tankın üzerine çıktığın sırada yaşadım. Rus halkının özgürlüğünü elinden almaya çalışıyorlardı ve sen o tankın üzerinde orada dururken, o insanlara, bunu yapabilmeniz için önce beni öldürmeniz gerekir dedin. Seni Cumhurbaşkanı seçmeyip hapse atsalardı, bugün bu masanın etrafında bulunan bütün ülkelerin liderleri senin ve Rusya''nın özgürlüğü için dikileceklerdi. Ve bu Rusya''nın içişleridir, bizi ilgilendirmez demeyeceklerdi" sözleriyle, Yeltsin''e cevap vermekle kalmadı, girmekte olduğumuz yeni bin yıla da perspektif tuttu. O da, insan hakları ve demokrasi gerçeği ve gerekliliği idi. Bundan böyle, insan ve cemiyetlerin hayatında yeşerecek her oluşum, insan hakları ve demokrasi üzerine bina edilmeliydi. Ve bunun gereklerinden hiç kimse sarf-ı nazar etmemeli; baskı, terör ve dayatma ile yapmak isteyenlere de müsaade edilmemeliydi. İşte bu hususların imzaları atıldı İstanbul''da ve İstanbul Şartı diye anılacak yüzyıllar boyu... Tarihi zirve, biz Türk insanına da tarihi bir fırsat vermiştir. Altına imza koyduğumuz İstanbul Şartı ve bir dizi milletlerarası antlaşma, yarınlara nasıl taşınacağımızın altın belgeleridir. Şimdi sıra, zirveden yüzakıyla çıkışımız gibi, içerdeki ev ödevlerimizi başarıyla yapmamıza gelmiştir. Bu eksikliklerimizi de, başkalarının bize hatırlatmasına gerek yok! Hepsini biliyoruz. Lafını ettik, imzayı attık, şimdi iş icraatta! Başta ABD ve AB ülkeleri olmak üzere bütün dünyanın gözü üzerimizde zira...