Başbakan Bülent Ecevit, 2004 senesinde Avrupa Birliği''ne gireriz diyor ama; buna doğrusu kendisi de inanmıyordur! Avrupa Birliği''ne girişimizi gerçekleştirecek Meclisimizdeki siyasi partilerimiz, işi komisyonlara havale etmişler. Üstelik bu komisyonlar, parlamenterlerden teşekkül etmiyor! Çeşitli kuruluşların bürokratları rapor üzerine rapor hazırlıyor; Dışişleri Bakanlığı İnsan Hakları Koordinasyon Üst Kurulu, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği ve DPT Müsteşarlığı bu tür çalışmaların içinde. Bunlardan birincisinin hazırlamış olduğu rapor, kızılca kıyametleri kopardı. Türkiye''nin gerçekleri ile taban tabana zıt bu rapor, ne istediğini bilmiyor (!) ve; kapsayıcı anayasal vatandaşlık denilen bir ucubeyi, Türk insanının istikbalinin kararması pahasına teklif edebiliyordu! Buna göre; Türkiye''deki her etnik grup, azınlık statüsünde olacak ve bunlar, kendi okullarını açıp, kendi alfabeleriyle ve kendi dilleriyle eğitimlerini sürdürecek! Yani, Türkiye en az 20 parçaya bölünecek; Babil Kulesi''ni andıran bu ülke, çok yakın zamanda çıkacak bir iç harple paramparça edilecek! Türkiye''nin bir İmparatorluk bakiyesi olduğu unutuluyor(!) ve; burada yaşayan herkesin kendini istediği dille ifade etmesi ve buna ek olarak da, her türlü basım ve yayın araçlarından istifadesi hakları ile, var olma hakkımız birbirine karıştırılarak elimizden alınmak isteniyor! İmparatorluğumuzun inkırazından sonra, imparatorluğun hakim olduğu 3 kıta 7 iklim üzerinde yaşayan, her dilde ve her dinde ve her çeşit etnik kökenden türemiş yığınla insan grubu Türkiye''ye gelmiş. Daha doğrusu sığınmış.. Tatarından Çerkezine, Abazasından Gürcüsüne, Lazından Arnavutuna, Boşnağından Kürdüne.. kadar onlarca çeşit grup... Bu ülke, Kurtuluş Savaşı ile Lozan''la hak ve hukukunu bütün dünyaya kabul ettirdi. Lozan''a göre, Türkiye''deki gayr-i müslim tebaaya yalnızca azınlık statüsü verilmiştir. Bizimle aynı vatandaşlık haklarına sahip bu kişilere de, keşke azınlık denmese imiş. Şimdi ne oluyor ve vatandaşlık hakkı kimlere yetmiyor ki, kapsayıcı anayasal vatandaşlık hakkından dem vuruluyor? Türkiye''deki vatandaşlık haklarını konuşalım, ama, bir bütün olarak; bütün bunları Avrupa normlarına çıkaralım. Ancak; bu haklar arasında, azınlık deyip ayrıcalık tanımayı da müstemleke olduğumuz zaman konuşalım olur mu? Şimdilik kaydıyla, hür, müstakil ve bağımsız olduğumuza göre; bu halimizden rahatsız olan birileri var galiba! İçimizden ve dışımızdan bir istemezükçüler cenderesine sıkıştırılmış vaziyetimiz var. Ne biz, Avrupa''ya doğru bir adım atabiliyoruz, ne de Avrupa bize doğru bir adım atma gayretinde! Avrupalı da tutturmuş; Hele siz, şu Kopenhag Kriterlerini, ülkenizde bir kuvveden fiile çıkarın, ondan sonra da, oturup karar vereceğiz, acaba Türkiye Avrupa''ya yakışıyor mu, yakışmıyor mu diye!.. Avrupa''nın Türkiye''ye bu bakış açısı ve yaklaşımı küstahlık değil de nedir? Bir tarafta edepsiz, diğer tarafta küstah.. İkisinin de amacı, istemezük! Bu iki kendini bilmezin çanına ot tıkayabilmek için biz, kendi işimize bakmalıyız. Güçlü Türkiye''yi kurup, Türk insanın en az Avrupalı kadar hür ve müreffeh yaşatmanın çarelerini bulup hayata geçirelim.
O vakit bakın bakalım, bu iki tarafın şom ağızları, nasıl kapanıyor

