Kaydet
a- | +A

Demokrasinin herkese göre bir tarifi yoktur. İşte, kendimize göre belirleyip adını demokrasi koyduğumuz sistemimizi, başta biz (içerdekiler) olmak üzere, dışımızdakilerden de, aklı başında hiç kimsenin benimsediği yok.

200 senelik Avrupalılık maceramızın son 30 senesi resmi. Resmiyet süresince, Avrupalıdan, aşikâre şamar yiyoruz! Avrupa Parlamentosu mütemadiyen aleyhimize kararlar alıyor, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye''ye ceza üstüne ceza kesiyor.

Biz de oturmuş ABD''nin gözünün içine bakıyoruz!

Yargıtay Başkanı, demokrasicilik oynadığımızı söyleyince, söylediklerine değil, söylediklerini destekleyen kesime batarya ile ateş edildi. Sadece bu ilkel tutumumuz bile demokrasicilik oynayışımızın en açık delili.

Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanlığı için demokratik bir yol öneriyor, "Rejim değişir" yaygarası ile karşılanıyor.

Demek ki, bizimkilere göre, dediğim dedik, çaldığım düdüğün adıdır demokrasi! İyi, hoş da; böyle diyerek 50 senedir avutmaya çalıştığın millet, artık o millet değil!

Her şeyden önce dünya o dünya değil...

Ya, savunduğunuz sistemin adını koyacaksınız veya gerçek manada demokrasiye geçeceksiniz. Bu iletişim çağında hiçbir şeyi gizleyebilmenin imkan ve ihtimali kalmamıştır.

Globalleşen dünyada, içine kapanmanın ve ben yaptım oldu demenin mantığı kalmamıştır. Her şey şeffaflaştı zira.

Bakınız; bütçemiz bile IMF''nin direktifleri doğrultusunda disipline ediliyor! Aksi takdirde çıkamıyorsunuz işin içinden.

Tahkim''den sonra, yabancı sermaye akışı olursa (ki temennimiz olur), dananın kuyruğu o vakit kopacak!

Para (kapital) sınır tanımıyor. Antidemokratik yaklaşımlar ilk önce sermayeyi ürkütür ve kaçırtır. Elin oğlu senin martavallarını dinlemiyor, elin parası hiç dinlemez! Hâlâ, seçilmişleri itip, atanmışlardan medet ummuyor musunuz? 80 vilayetiyle koca ülke, hâlâ Ankara''ya bağımlı değil mi? Fert için devlet, devlet için fert anlayışının neresindeyiz?

Yani devlet vatandaşına tahakkümle mi görevli, hizmetle mi?

Demokrasinin vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerden ne haber?

Bu ülkenin insanı, istediği kişiyi seçip Meclis''e gönderebiliyor mu?

Yoksa, bütün bir Parlamento (550 kişilik) 3-5 siyasi parti liderinin işaret ve tespitiyle mi oluşuyor?

Bu ülkede, hükümetlerin Meclis''in murakabesinde (denetim) olduğunu kim iddia edebilir?

20 sene önce Ecevit; Meclis, toplumun 10 sene gerisindedir demişti. Meclis aynı, hatta aynı statükocu anlayışı (Seçim Kanunu, Siyasi Partiler Kanunu, Meclis İç Tüzüğü) daha da geri gittiğine göre ya şimdi?

Şimdilerde Meclis, toplumun kaç yıl gerisinde?

"Biz yaptık oldu" ile buraya kadar! Zira, artık bizi de aşan ve hatta kuşatan dış dinamikler, dış etkenler var.

İyi ki de var!..

Kendi (!) cezaevlerine teslim olan bir sistemle bir yere varılamayacağını biz içerdekiler dahil cümle alem biliyor.

... Ve artık mızrak çuvala sığmıyor!