Kaydet
a- | +A

Sistemin adı ne olursa olsun, idarede en kötü şey keyfiliktir. Türkiyemizde, hemen her meslek grubunun, elbette çok sayıda idealistleri ve dürüstleri vardır. Ama, görünen o ki, Türkiyemizdeki bu keyfilikten dolayı, idealistler ve dürüstler de hallerinden şikayetçidir. Nasıl olmasınlar ki, idealizm ve dürüstlük enayilik; vurgunculuk, dolandırıcılık ve hırsızlığın bin bir türlüsü ise, göz açıklık ve uyanıklık addedilir oldu.

Bu kaotik hal, ister istemez çeşitli Türkiye''ler doğurdu! Batı''lı, Türkiye''ye baktığında, onu bir kalıba koyamıyor. Daha açık bir ifade ile Türkiye, bir kalıba sığmıyor. Zira, yer yüzünde gelir dağılımı bizimki kadar çarpık olan hiçbir demokratik ülke yoktur.

''Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar!'' demişler. Türkiye''de, yiyenlerin doyacağı yok! Yiyenlere bakan ve öfkeleri kabaranların sayısı da gittikçe artıyor.

İşin tuhafı, bu halin sonu nereye varır diye düşünen de yok! Çeyrek yüzyıldır, yüksek enflasyonun altında, dar gelirliler ezilmemiş gibi; enflasyonu yenmek adına alınan her radikal tedbirden de yine, dar gelirli nasibini alıyor.

Fakir, daha da fakirleşiyor. Özellikle milletvekillerine sesleniyoruz. Halkın arasına girin ve esnafı bir dinleyin bakalım. Oylarını almak için bin bir dereden su getirdiğiniz işçiyi, memuru, emekliyi, işsizi ve köylüyü bir konuşturun bakalım! Paşa gönlünüz, bunca derdi ve sıkıntıyı dinlemeye olsun tahammül edebilecek mi acaba? Millet kan ağlarken, sizler neleri mesele edip tartışıyorsunuz? Daha doğrusu, sizler hangi Türkiye''de yaşıyorsunuz ve kimlerin vekilliğini yapıyorsunuz?! Yalnızca bir Millet Meclisi Başkanı''nı seçmek için bir aya yakın zaman harcıyorsunuz. Bu, bir aylık süre içerisinde Türkiye''ye maliyetinizi biliyor musunuz? Eh, ne yapalım; Anayasa böyle deyip, konuyu geçiştiremezsiniz. 543 kişiden, neden bir tanesi olsun, çıkıp da bu Anayasa''yı değiştirelim demedi ve demiyor? Milletin dertleri ile dertlenmeyecek ve onlara çare üretmek için çalışmayacaksanız, siz; neyin vekilliğine soyundunuz?

35 sene, milletine ve devletine hizmet etmiş bir emekliye 100 milyon dolayında bir maaşı reva görür, kendiniz ise, birkaç milyarlık maaşla yetinmezsiniz!

Lafa gelince, o emekli asil, sizse onun vekili oluyorsunuz! Sahi, söyler misiniz; biz hangi Türkiye''de yaşıyoruz?! Türkiye''yi yönetenler, Türkiye''ye yalnızca oturdukları masalardan bakıyorlar ve öylece görüyorlar. Yani, görmek istedikleri gibi görüyorlar!

Halbuki, bir halkın arasına girseler, sokaklarda dolaşsalar, çarşı-pazarı bir kolaçan etseler, gecekonduya bir uğrasalar, varoşlara bir baksalar, esnafı ve köylüyü bir dinleseler; onların da ayakları yere basacak ama, nerede o günler!