Gazete koleksiyonlarını, şöyle bir karıştıran, manşetlerde mütemadiyen kriz haberleri ile karşılaşır. Hafızası güçlü olanlar ise, krizlerle dolu bir ömür sürdürdüklerinin pekâla farkındadırlar. Krizle yatıp krizle kalkıyoruz! İşimiz; sudan bahanelerle de olsa kriz üretip ve yine bu krizlerin çözümü (!) ile ömür törpülemek. Kriz, fert bazında olsa, pek o kadar mühim değil de; bunu bütün bir cemiyete, topyekun devlet ve millet hayatına teşmil ettiğinizde, işin cılkı çıkıyor ve meydan yeri pis kokulardan geçilmez oluyor. 21. Asır''d#ki Türk Cemiyeti''nin geldiği noktaya bakın ki; gelir düzeyi Türkiye''nin onda biri olan Gürcistan''dan elektrik enerjisi dileniyor! Mesai saatlerini Güneş ışığına göre ayarlıyor! Avrupa''nın en pahalı elektriğini halkına satmaktan utanç duyacağına, onu karanlığa mahkûm etme pişkinliğini gösteriyor! Yetki ve sorumluluk makamlarını işgal eden sürüyle kravatlı adamlar, gelinen bu yüzkarası halden şikayetle demeç üstüne demeçler vererek birbirlerini suçluyorlar! En pişkini ve sureti haktan gözükeni "ben, seneler öncesi bu halin başımıza geleceğini haber vermiştim" demekle yetiniyor! Kendileri icra makamı değillermiş gibi tavır sergiliyor ve bu kepaze halden neredeyse milleti suçluyorlar! Enerji tüketimi arttı diyorlar. Azalacak mıydı yani?
Bütün gelişmiş devletlerin kullanmakta olduğu nükleer enerjiyi, şu veya bu sebebi bahane göstererek, görmezlikten geliyorlar! Fabrikalar durmuş, üretim aksamış, iş hacmi küçülmüş, vergi gelirleri azalmış, işsizlik devasa boyutlara ulaşmış, çiftçinin mahsulü para etmemiş kimin umurunda? Varsa yoksa kriz! Nasıl olsa, kılı kırk yaran, Anayasa''daki yeminine sadık kalan hukukçu bir Cumhurbaşkanımız var! Ne kadar usule uygun olmayan, Anayasa''ya aykırı işler varsa, her birisini KHK yaparak Köşk''e sunarız, orası da görevini Çankaya kâtibi gibi yapmazsa; al sana bir kriz daha deriz olur biter! Biter mi acaba? Bitmezse; yine usule ve kanunlara uymayan bir KHK daha hazırlayarak yeni bir krize zemin oluştururuz! O da tutmazsa, otuz iki dişini gömmüş ve hayretten donmuş milletin huzuruna çıkıp beyanat veririz: -Cumhurbakanı, bu tavrı ile dinci ve bölücü kesimleri cür''etlendiriyor!.. -Cumhurbaşkanı, yetkisi ve sorumluluğu olmadığı halde hükümet etmemizi engelliyor ve Türkiye''nin hayatî çıkarlarına mani oluyor! Bütün bu deli saçmalıkları, zifiri karanlıkta cereyan ettiği için, sorumlu ve yetkililer görülüp bulunamıyor! Görülüp bulunabilseydi bugüne kadar hesap sorulur ve milletçe karanlığa mahkum olmazdık!

