Günlerdir, bir komediyle karşı karşıyayız. Meclis, kendi içinde oluşturduğu komisyon marifetiyle, yine kendi üyelerini, sözde aklıyor ve yine sözde Yüce Divan''a sevkediyor! Tamamen siyasi hesaplarla yapılan bu tasarruf Meclis''in itibarını zedelemektedir.
Bu görüntüsü ile Meclis toplumun gerisinde kalmakta ve toplumun ihtiyaç ve beklentilerine cevap verememektedir. Oysa, bizim siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel yapılanmamız, tamamen Meclis''e endeksli.
Meclis de zamanı, bir mirasyedi gibi hovardaca harcadığında, milletin beklediği gün bir türlü gelmiyor! Dert ve problemler giderileceğine, gün geçtikçe daha da katmerleşiyor.
Milletvekilliği dokunulmazlığı ve milletvekillerinin Meclis içinde birbirlerini aklayıp karalamaları, bizim sistemimizin ayıptan öte, kara bir lekesidir.
Hani, hukukun üstünlüğü vardı! Hani, hiç kimse hukukun üstünde olamazdı! Geçen Yasama Dönemi''nde, Meclis''in önüne tarihi bir fırsat geçmişti. Anayasa''nın 100. maddesindeki değişiklik teklifi Meclis''e geldi; buna göre; milletvekilleri hakkında, herhangi bir yolsuzluk şüphesi varsa, bunu, Yargıtay Başsavcısı soruşturacak, başbakan ve bakanların Yüce Divan''a sevk kararını Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu verecekti. Yani, yargılama gerçek mahkemede olacaktı. Bu karar Meclis''ten çıkmadı, çıkamadı. Dolayısıyla iş, milletvekillerinin parmak hesabına kaldı! Tabii, burada, objektif bir yargılama söz konusu olamadığından, siyasi hesaplar ağır basıyor ve netice itibariyle, ne Meclis''in akladığı aklanmış oluyor ve ne de Meclis''in karaladığı karalanmış oluyor.
Çünkü, milletin inancı; Şeriatin kestiği parmak acımaz yönündedir. Şeriat ise mahkemelerdir. Meclis''in yasama yani, kanun yapma ve denetim yetkisi vardır; muhakeme etmek onun görevi değildir.
Meclis, evvel emirde kendisini bu denli fuzuli işgalden kurtarmalı ve asli görevine dönmelidir. Dönmelidir ki, önünde yığınla bekleyen meseleler çözüme kavuşabilsin! Şimdi, bir fincan suda koparılan fırtınaya bakın hele! ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, Meclis Soruşturma Komisyonu tarafından, hakkındaki toplam 8 önerge''nin 5''inden aklandı (!), biri için Yüce Divan yolu açıldı, 2''si ise, komisyondaki milletvekillerinin parmak hesabını bekliyor! Mesut Yılmaz, haklı olarak bunu , kendisine gösterilen güvensizlik olarak mütalaa ediyor ve bir güvensizlik ortamında, nasıl hükümet edilebileceğini, yine haklı olarak soruyor! Kendisi için Yüce Divan yolunu açabilecek kararı veren MHP yönetimi ise, hükümet işi başka, Meclis işi başka diyerek, işin içinden sıyrılmak istiyor. Tabii, bu arada gün, muhalefete doğuyor; onlar da, bir cenahıyla kendi haklarındaki parmak hesaplarını yaparken, diğer cenahıyla da, hükümet bunalımı oluşturmak peşinde... Bütün bunlardan da anlaşılacağı üzere, Meclis, dışardan saygı beklerken, bu saygınlığı öncelikle kendi içinde oluşturmalıdır!..

