Gazneliler Devletinin kurucusu Sultan Mahmud-ı Gaznevi, büyük Veli Ebul-Hasen Harkani''ye sorar: - Bayezid-i Bistami nasıl bir zat idi? - Bayezid, öyle olgun bir Veli idi ki, onu görenler hidayete kavuşurdu. Allahü teâlâ''nın razı olduğu kimselerden olurdu. Sultan Mahmud bu cevabı beğenmedi ve: - Nasıl olur? Ebu Cehil ve Ebu Leheb gibi kimseler, Fahr-i Kainat''ı, Sevgili Peygamberimizi (s.a.v.) nice kere gördüler. Bunlar hidayete gelmedi de, Bayezid''i görenlerin hidayete geldiklerini nasıl söylüyorsun? O, Resulullah''dan (s.a.v.) daha yüksek mi idi ki, iki cihanın efendisini, üstünlerin üstünü olan, Allahü teâlâ''nın sevgili peygamberini gören küfürden kurtulamadı da, Bayezid''i görenler nasıl kurtulur? Büyük Veli, bu inceler incesi suale cevap verir: - Ebu Cehil ve Ebu Leheb gibi ahmaklar, Allahü teâlâ''nın sevgili peygamberini görmediler. Ebu Talib''in yetimi, Abdullah''ın oğlu Muhammed''i gördüler. O gözle baktılar. Eğer, Ebu Bekir Sıddık gibi bakarak, Resulullah olarak görselerdi, eşkıyalıktan kurtulur, onun gibi kemâle gelirlerdi. Nitekim, A''raf Sûresi 197. ayeti (onların sana baktıklarını görürsün, onlar, seni anlayamıyorlar. Üstünlüğünü göremiyorlar) bu inceliği bildirmektedir. Cevap karşısında mest olan Sultan Mahmud''un din adamlarına karşı hürmeti ziyadesiyle artar. Allahü teâlâ görme kuvvetimizi ve anlayışımızı artırsın! İnsanlar din diye, ebedi kurtuluş diye bir kısım fevkaladeliklerin, hatta sırların, bilinmezlerin peşinde... Keramet peşinde koşanlar, bilmezler ki, en büyük keramet istikamettir. Yani, dosdoğru olmaktır. Havada uçmak maharet olsaydı, en mahir, sinek olurdu. Hz. Ömer (r.a.) vali olarak gönderdiği zata nasihat ettiğinde:
- Namazı vaktinde kıl, orucunu tut, doğru sözlü ol, insanlar arasında ayırım yapma, adaletten şaşma... Vali: - Efendim! Bütün bunlar, bildiğimiz ve dinimiz gereği yapmamız lazım gelen şeyler. Başka bir nasihatınız olmayacak mı? Hz. Ömer (r.a.) - Bunları bildiğinizi biliyorum. Bir kere daha hatırlatayım dedim. Din budur zaten; bunun dışında ne istiyorsun ki?!.. Allahü teâlâ: (Bugün sizin dininizi tamamladım. Ve din olarak İslamiyet''ten hoşnut kaldım) buyuruyor. Bize düşen, Allahü teâlâ''nın razı olduğu İslamiyet''i doğru öğrenmek ve yaşamaktır. İmam-ı Rabbani Hazretleri 179. mektubunda buyuruyor ki:
"Kıymetli yavrum! Cenab-ı Hak, hayırlı işlerinizde yardımcınız olsun! Gençlik çağının kıymetini biliniz! Bu kıymetli günlerinizde, din bilgilerini öğreniniz ve bu bilgilere uygun olarak yaşayınız! Kıymetli ömrünüzü faydasız, boş şeyler arkasında geçirmemek için ve oyun, eğlence ile geçirmemek için çok uyanık olunuz!" Cüneyd-i Bağdadi hazretlerini, öldükten sonra rüyada gördüler. Nasılsın diye sordular. Cüneyd: - İlim, marifet dolu sözlerimin hiç faydası olmadı. İşaretleri, kıymetli bilgileri bana yaramadı. Bir gece yarısı kıldığım iki rekat namaz imdadıma yetişti. Ve yine İmam-ı Rabbani Hz. 204. mektubunda buyuruyor ki: "... Aşağı kimselerin bozuk sözlerine üzülmeyiniz! İsra Süresi, 84. ayetinde, (Herkes, kendine uygun işi yapar) buyuruldu. Yani, kişinin işi ve sözü, kendinin aynasıdır. Alçakların sözlerine iyi veya kötü karşılıkta bulunmamak daha iyidir. Yalanın sonu gelmez. Onların birbirini tutmayan sözleri, kendilerini rezil etmeye yetişir. Allahü teâlâ''nın aydınlatmadığı kimseye, kimse ışık veremez..."

