İslâm Alimleri, söz birliği ile bildiriyorlar ki; Allahü teâlâ, beşerin bütün üstünlüklerini Muhammed Aleyhisselamda topladığı gibi, onun vazetmiş olduğu, getirmiş bulunduğu din olan İslamiyet''te de, gelmiş geçmiş bütün dinlerin üstünlükleri toplanmıştır.
Sevgili Peygamberimize (s.a.v.) indirilmiş olan Kur''an-ı Kerim, bütün peygamberlere indirilmiş olan kitapların hepsinin hülasasıdır (özetidir).
Dolayısıyla, Muhammed Aleyhisselama tabi olup, onun getirmiş olduğu Kur''an-ı Kerime inanan kişi, gelmiş geçmiş bütün dinleri de tasdik etmiş olur.
Demek oluyor ki, bu dini tasdik edenler, ümmetlerin en hayırlısı, en iyisi olur. Bu dine inanmayan, beğenmeyen, buna uymak istemeyen de geçmiş dinlerin hepsine inanmamış, hiçbirisine uymamış olur.
Hadis-i Şerifte, Müslümanların yetmişüç fırkaya ayrılacakları bildirildi. Bunlardan her birisi, İslamiyet''e uyduğunu iddia eder. Mü''minun Suresi, (54). ve Rûm Suresi (32). ayetinde meâlen; (Her fırka, doğru yolda olduğunu sanarak, sevinmektedir) buyuruldu.
Halbuki, bunca çeşitli yol arasında doğru bir tanedir ve onu da Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bildirmiştir: (Bu fırkada olanlar, benim ve eshabımın gittiği yolda bulunanlar) Kendi yolunun takipçileri olarak eshabını gösterip zikretmesi; (Benim yolum, eshabımın gittiği (takip ettiği) yoldur. Kurtuluş yolu yalnızca eshabımın, benden görüp, işitip, anlayıp tatbik ettikleridir) demektir.
Nitekim, Nisa Suresi (79). ayeti kerimede mealen: (Resulüme itaat eden, elbette Allahü tealaya itaat etmiştir) buyuruldu. Peygambere itaat, Hak tealaya itaattir. O''na uymamak Allahü teâlâya isyandır.
Allahü tealaya itaatin, Resulüne itaattan başka olduğunu sananlar için nazil olan, Nisa suresinin; (Allahü teâlânın yolu ile, Resulünün yolunu birbirinden ayırmak istiyorlar. Senin söylediklerinin bazılarına inanırız, bazısına inanmayız diyorlar. İkisi arasında ayrı bir yol açmak istiyorlar. Bunlar, elbette kafirdir) mealindeki (149). âyeti, bunların inançsız olduklarını bildiriyor.
Eshab-ı Kiramın yolunda giden, (İslamiyet''i onlar gibi anlayan, yaşayan ve bu şekilde kitaplara yazıp bize ulaşmasını temin edenler de) yalnızca, Ehl-i Sünnet vel Cemaat fırkasıdır ve bu yolun alimleridir.
Günümüzde de; yurt içinde olsun, yurt dışında olsun İslamiyet adına yola çıkan ve din budur diyerek insanları, kendilerince gerçeğe çağıran yığınla fırkaya rastlıyoruz.
Ahir zamanın ne hazin tecellisidir ki, bu yığınla yoldan bir teki bile Muhammed Aleyhisselamın caddesine çıkmıyor. Çünkü bunlardan hiçbirisi, Muhammed Aleyhisselamın, O''nun Eshabının ve onların takipçisi olan Ehl-i Sünnet vel Cemaat alimlerinin bildirdiği yol değil.
Her birisi kendi kafasından bir din uydurmuş ve dini veya dince kutsal olan şeyleri kendi kısa aklınca yorumlayarak ortaya acayip bir şey çıkarmış ve işte İslâmiyet budur demeye cüret etmiştir.
Bunlardan en tehlikelisi; Muhammed Aleyhisselamı dinin dışında tutarak, Kur''an-ı Kerimdeki sözde İslâmiyet''ten dem vuranlardır. Bunlardaki cüret ve küstahlığa bakın ki, sanki Kur''an-ı Kerim kendilerine indirilmiştir! Kur''an-ı Kerimin açıklamaları olan onbinlerce Hadis-i Şerifi inkâr ve iptal edip, ayet-i kerimeleri kendi indi anlayışlarına göre tefsire yelteniyorlar. Tabii bunlar da ortaya bir din koyuyorlar. Ancak; bu dinin Muhammed Aleyhisselamın getirdiği İslâmiyetle yakından ve uzaktan bir alakası yoktur.
Ehemmiyetine binaen bir kere daha belirtelim ki, Allahü tealaya itaatin yolu, O''nun Resulü olan Muhammed Aleyhisselama itaattan geçer. Gayrısı sapıklığın ta kendisidir.
"Din adamı görünüp, dünya toplayan kimse,
Kendi sapıtmış yolu, gayra nasıl gösterir?"

