Kur''an-ı kerimde Cenab-ı Hakk: ''Sadıklarla beraber olunuz!'' buyuruyor.
Sevgili Peygamberimiz; kişinin dini, arkadaşının dini gibi olur, buyurarak, arkadaşın önemini işaret ediyor. Fert olarak sizin iyiliğiniz kafi değildir. İyilerle beraber değilseniz, kötü olmanız kaçınılmazdır. Nitekim; Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri: ''Sari (bulaşıcı) bir hastalığın bulaşmama ihtimali vardır, ancak; kötü arkadaşın kötülüğünün bulaşmama ihtimali yoktur!'' buyuruyor. Sepetteki 99 adet sağlam elmanın, bir çürük elmayı sağlamlaştırması mümkün değildir ama, o bir çürük elmanın 99 sağlam elmayı çürütmesi mukadderdir.
Yine Kur''an-ı kerimde; insanların kalplerinde hastalık olduğu bildiriliyor. Kalpteki bu hastalık, insanın dünyaya olan düşkünlüğüdür. Yani, Allahü tealayı unutturan her şey... Dünyada, Allah için yapılanlar dünya olmaktan çıkar. Dünya malı, para, mülk, mevki, evlat, Allah''ı ve Ahiret''i unutturuyorsa, kalpteki hastalığı artırmaktan başka bir mana ifade etmezler.
Kul için Rabbini unutmaktan daha büyük bir günah yoktur.
Gerçek sadıklar, Peygamberler ve onların varisleri olan alimlerdir. Allah''ı hatırlatan alimler..
Günümüzün ve her günün en çetin ve en kolay suali budur. Yani, Allah''ı hatırlatan gerçek alimler kimlerdir? Kişi, kimlerin peşinde giderse, ebedi saadet caddesine çıkar? Kim, gerçekten Allah adamı, kim Allah''a giden yolları kesen şakidir?
Bu hal, İmam-ı Rabbani hazretlerine soruluyor. Şöyle ki: ''Allah dostu olanın kerameti ile, kafirlerde hasıl olan istidrac birbirine benziyor. Acemi bir insan, bir harikulade görünce, bir velinin kerameti veyahut bir yalancının istidracı olduğunu nasıl ayırt edebilir?'' Bu büyük velinin, bu suale verdikleri cevap pek manidardır: ''Bunu ayıracak, kişinin vicdanıdır. O kişi ile konuşunca (veya o alimin kitabını okuyunca) kişinin kalbinde dünya sevgisi azalıp, Allahü tealaya bağlılığı artarsa, onun, keramet sahibi bir veli olduğunu anlar. Eğer böyle olmazsa, istidrac gösteren bir yalancı olduğu anlaşılır. Onun sözleri ile kalbinde bir değişiklik duymayan kimse, hayvan gibi olan pek cahil bir kimsedir. Hevesi olan, isteği bulunan kişi, kalbindeki bu değişikliği pek güzel sezer. Bu seçilmiş, nurlu ve mübarek kişiler, cahillerin duymamasına ehemmiyet vermez. Çünkü, ruhu hasta, gözü kör olanlar, duygusuz olur.'' Dikkat edilirse, burada mühim olan husus, isteyen kişinin samimi bir vicdana sahip olmasıdır. Kişi, samimi olarak Rabbini ararsa ve arzularsa; mutlaka ve mutlaka Allah''a ulaşan caddelerden birisine kavuşur.
İşte, Ehl-i Sünnet Alimleri başlıca bu kabildendir. Bu büyüklerin sözlerinde Rabbani tesir vardır. Çünkü, bu büyük zatlar, nefslerinden ve dünyadan kesilmişlerdir. Nefsleri emmarelikten kurtulmuş, itminana kavuşmuştur. Yani, insanı kötülüklere sürükleyen nefsin hallerinden kurtulmuş, temizlenerek Allah''a yakın olmuşlardır.
Sevgili Peygamberimizin, şu mübarek duasını ederek, bugünkü Pazar Sohbetimizi bitirelim: ''Ya Rabbi! Bize hakkı hak olarak, batılı batıl olarak bildir!''

