Kaydet
a- | +A

İnsan, insanlığını bilmez ve bundan uzaklaştığı zaman, ne garip bir mahluk oluyor ya Rabbi! Her mahluk, kendi mizaç ve meşrebine uygun hareket eder. İnsan da öyle; ama, bu hallerin insanda yansıması, o kadar çok çeşitlilik arzeder ki, tanıyabilene ve insan için hüküm verebilene aşk olsun! Zira, meleklerden üstün olan da insan; canavardan daha canavar olan da.. İnsan, küçük kainat.. Büyük bir velinin benzetişiyle; insan, bir damla kan ve bin endişe!.. Cinsi içinde, adedi kadar çeşitlilik arzeden insan denen muamma varlık gerçekte meçhuller kervanının kahramanı mıdır? Ne münasebet! İnsanı diğer mahlukattan ayıran ve ona bu çeşitlilik özelliğini veren ruhudur. Dolayısıyla insan, manasıyla insandır.

İnsan, hayatla ve hayatın çeşit çeşit cilveleri ile çetin bir imtihana muhataptır.

İnsan, yaptıklarını veya yapmadıklarını bir sebebe bağlı olarak yapar veya yapmaz. Yani gayeler uğruna yaşar. İnsanın gayesi insaniyeti hakkında bilgi verir.

Üstün insanların gayesi Allahü tealanın dinine hizmet etmek ve O''nun mahlukatına yardımcı olmaktır. Böylesi insanlar, veren el olup, alan elden üstündürler. İnsan için en zor olan vermenin zevkine erişmişlerdir. Talebesi, ders aldığı büyük bir zatı, bir zaman sonra sokakta pek perişan bir halde görür. Acaba o mu diye merak eder ve yanına gider. Ta kendisi olduğunu görür ve sorar:

- Hayrola hocam! Bu ne hal? Eski talebesini tanıyan ve ona ismiyle hitap eden hoca: - Sorma; evime misafirler gelmişti. Onlara balık ikram ediyordum. Ancak, nefsime uydum ve balıkların etli kısmını kendime ayırıp, kılçıklı ve az etli kısmını ise onlara verdim. Evime gelen mü''min kardeşlerimi kendime tercih edemedim. Sahip olduğum bütün maneviyatım elimden alındı ve perişan bir şekilde sokağa itildim.

Görüyorsunuz, sevgili okuyucularım; gayeden ufacık bir sapma bile, insanı ne hallere getiriyor?

Ya, gayesiz veyahut da sapık gayeli insanların halleri? İnsanı insana anlatan Cenab-ı Hakk, İsra suresinin 11. ayetinde mealen şöyle buyurmaktadır: ''İnsan hayrı istediği kadar şerri de ister. İnsan pek acelecidir!'' İnsan, gerçekte sıkıldığında veya bir güçlükle karşılaştığında; bunlardan kurtulmak için sabır ve metanet göstereceği yerde acele eder ve tez elden kurtulmak ister. Kurtulamayınca da, ümitsiz ve karamsar bir ruh haleti içinde: ''Allah''ım, canımı al da beni bu sıkıntıdan kurtar!'' diyerek kendine bile beddua eder. Yine Cenab-ı Hakk, insanın öyle bir yönünü işaret ediyor ki, şaşırıp kalmamak mümkün değil: ''(Ey Habibim!) De ki; Rabbimin rahmet hazinesine siz sahip olsaydınız, harcanır (tükenir) korkusuyla kıstıkça kısardınız. İnsanoğlu ne hasistir!'' İsra suresi, ayet:100 Nitekim; cömertlerin yeri olan Cennet de, cimrilerin mekanı olan Cehennem de insan için...