ANAP lideri Mesut Yılmaz, borsa hakkındaki spekülasyonun basın tarafından şişirildiğini; IMF belgesini, iddia edildiği gibi eski bir bakan tarafından değil, Hazineden sorumlu bakan (Hikmet Uluğbay) tarafından bizzat kendisine verildiğini söyleyerek, basını suçladı ve; "manipülasyon iddiaları gaflettir, dalalettir" dedi.
Borsada, geçen cuma günü, ortalama 2.5 milyar dolarlık kayıpla, bir günde 172 trilyon el değiştirdi.
İddia; belgenin, Hazine Müsteşar Vekili Cüneyt Sel tarafından Güneş Taner''e, ondan da Mesut Yılmaz''a, Yılmaz''dan da yakını Global Menkul Kıymetler''in sahibi Mehmet Kutman''a sızdırılıp, borsada vurgun vurulduğu şeklinde idi...
Cüneyt Sel, belgeyi sızdıranın kendisi olmadığını söyleyerek, Hazine Müsteşarlığı görevinden istifa etti. Hazine Müsteşarlığı''nın bağlı olduğu Devlet Bakanı Hikmet Uluğbay ise intihara teşebbüs etti.
Başbakan Ecevit''e göre ise, borsadaki bu ani dalgalanmanın sebebi, IMF temsilcisi Cottarelli''nin basın toplantısında söylediği konsolidasyon sözcüğü idi.
Başbakan, Cottarelli''nin konuşmasındaki konsolidasyon sözcüğünü duyar duymaz, "eyvah!" dedim şeklinde açıklama yapıyor!..
Devlet Bakanı Hikmet Uluğbay''ın intihara teşebbüsünün sebebi bu olay, ailevi bir sorunu veya başka birşey ve şekil olabilir! Sn. Bakan''ın hayati tehlikesi olmadığına göre, önümüzdeki günlerde konu açıklığa kavuşacaktır.
Bizim üzerinde durmak istediğimiz esas konu, Türk Cemiyeti''ni kemiren sorumsuzluktur!
Olayları, başından beri takip ettiğimizde, bütün yansıma, beyan ve davranışların bilerek veya bilmeyerek sorumsuzluktan kaynaklandığını görürüz.
IMF heyeti, 25 gün ülkemizde kaldı ve bir dizi temas ve incelemeler yaptı. O dönemde mali çevreler beklenti içinde idi! Hatta, doğru veya yanlış, bir konsolidasyon (borçların ertelenmesi ve Türk Lirasının değerinin düşürülmesi) beklentisi dahi vardı.
Böyle bir ortamda, borsa dahil, mali çevrelerin spekülasyonlara açık olacağı bellidir. İşte burada, sorumlulara büyük sorumluluklar düşer. Ve o sorumluluklar yerine getirilip, gününden evvel gerekli açıklamalar yapılabilseydi, bunca sorumsuzluk yaşanmazdı.
Bir kere ANAP lideri Mesut Yılmaz hakkında uluorta, çalakalem iddiada bulunmak ve bu ülkede Başbakanlık yapmış bir kişiyi töhmet altında bulundurmak, bir kısım basının sorumsuzluktan ne anladığının delilidir! Mesut Yılmaz, olayın sorumluları ile yargı yoluyla hesaplaşacağını söyledi ancak, ba''de harabü''l-Basra!
Bizzat Mesut Yılmaz''ın önce belge yok demesi, ardından böyle bir belge var ama bunu eski bir bakandan değil yeni bakandan aldım açıklaması durup dururken zihin bulandırmıştır.
Ayrıca, Başbakanlık, öyle "eyvah!" sözcükleriyle geçiştirilecek makam değildir.
Sizler, ülkenin yönetimini elinde bulunduran makam sahipleri; 65 milyonluk bir ülkenin ümidini taşıyor, beklentilerine cevap veriyor, söylem ve davranışlarınızla insanları yönlendiriyorsunuz!..
Unutmayın; basın sorumsuz davranabiliyorsa, bunun da sorumluluğu size aittir!

