Kaydet
a- | +A

Cihan Devletimizi yıkan emperyalist güçlerin esas gayesi, Türklüğü tarih sahnesinden silmek ve onlara bir daha devlet yüzü göstermemekti. Onların bu meşum niyetlerini akamete uğratan, Anadolu insanının azim ve kararıdır.

Dikkat edilirse; İtilaf Güçleri, Birinci Dünya Savaşı''nın mağluplarından Almanya ve Avusturya''ya arzu ettikleri antlaşmaları dayatmışlar, onlar da kuzu kuzu imzalamak zorunda kalmışlardır. Mağlup devletlerden yalnız Türkiye''dir ki, destanlık İstiklal Savaşı yaparak, kendi istediği antlaşmayı bütün dünyaya dayatmıştır! Cihan Devleti''mizin son 200 senelik tarihi çok iyi bilinmeden, dostu düşmanı anlayabilmemizin imkanı yoktur.

Düşman, önce, İmparatorluğumuzun iç dinamiklerini harekete geçirerek, Türklüğün aleyhinde işletti. Fransız İhtilali''nden (1789) etkilenen ve düşmanla, hemen her konuda işbirliğine giren iç düşmanları da unutmamak gerekir! Kalenin içeriden fethedilebileceğini en iyi onlar biliyordu zira!.. Malum; Osmanlı İmparatorluğu, çeşitli dinlerin ve milletlerin mozayiği idi. Böylesine karmaşık bir tabloyu ayakta tutan ve 600 sene boyunca hükümran kılan, Türk''ün imanı ve o imandan aldığı adalet ve hoşgörüsü idi.

Tarih boyunca, Türklüğün en amansız düşmanı İngilizlerdir.

Osmanlı, Arap Yarımadası''nda çıkan Vehhabilik fitnesini tam söndürüyordu ki, imdatlarına İngilizler yetişti ve; Arapları, bir maden gibi işleyerek, veliyi nimetlerine karşı isyan ettirdi. İngilizler, pastanın büyüklüğünü biliyorlardı ve bunu tek başlarına başaramayacaklarını anladıklarından Fransa, İtalya ve Rusya ile birlikte Osmanlı''ya çullandılar.

600 sene dünyanın nizamını sağlayan Cihan Devleti''mizi yıktılar ve topraklarını paylaştılar. Suriye Fransa''nın payına düşmüştü. Bağımsızlığını (!) kazandığı 1946 senesine kadar, Fransızların işgalinde kaldı. Fransızlar, bu süre içinde, özellikle Nusayrileri, kendi mekteplerinde eğitip, kendilerine göre yetiştirdiler. Ülkeye nifak tohumlarını ekerek çekildiler. Artık Suriye, kendi içinde kaynıyordu. Komünistler, Arap milliyetçileri ve İslami hareketler kıyasıya iktidar yarışına girişti. Rusya''nın ve onun uşağı Nasır''ın yardımıyla, Arap Milliyetçiliğine dayanan komünistler (Baas) iktidar oldu.

Baas, Irak-Suriye-Mısır ve Libya''nın iştirakiyle Arap birliğini denedi ancak, tutmadı. Zira, hemen her ülkede, sabah erken kalkan general ihtilal yapıp idareyi ele geçiriyordu! Nusayri fakir bir ailenin çocuğu olan H. Esad, gençliğinden beri Sosyalist Baas Partisi''nin faal bir üyesi idi. İlk ve orta öğrenimini Fransız mekteplerinde görmüş, daha sonra da Askeri eğitime geçerek, hava subayı olarak Suriye ordusunda görev yapmıştır. Eğitiminin yüksek kısmını Rusya''da ikmal etmiştir. 67 Savaşı''nda Savunma Bakanı idi.

1971''de ihtilal yaparak başa geçti Ölünceye kadar, 30 sene o görevde kaldı. Mensubu bulunduğu Nusayri aşiretinin fertlerini kilit noktalara getirdi ve 16 çeşit ayrı istihbarat teşkilatı ile ülkeyi yönetti. Suriye tam bir polis devleti idi. 1982''deki halk ayaklanmasında, binlerce masum sivil insanını tank ve top ateşiyle yok etti. Geriye sefil bir halk yığını bıraktı; dünyaya kapalı ve mühendisinin, doktorunun maaşı 40 dolar olan bir ülke.. Bölücübaşı Öcalan''ı ve örgütünü ülkesinde barındırarak üstümüze saldı ve 30 bin insanımızın kanına girerek, Türkiye''nin çeyrek asrına maloldu. Nasıl denir; ''Ne kendi etti rahat, ne aleme verdi huzur; yıkıldı gitti cihandan, dayansın ehl-i kubur!''