Kaydet
a- | +A

Önce, hafızamızı kaybettirdiler; ardından yetişmekte olan yeni nesilleri de şuursuz (dilinden, dininden, tarihinden, kültüründen...) yaptırdıktan sonra, meydan yeri tamamen kendilerinde kaldı.

Kendileri deyip, kendileri oynuyor! İstedikleri kadar oynayabilirler! Zira biz, ancak seyirci konumundayız! Başka türlü, bu kadar cüreti kendilerinde bulamazlardı.

Asr''ın başlarında, bütün bu emperyalist güçler el ele vererek, üzerimize çullandı ve varlığımıza kastettiler. Devamlı müdafaada kaldık. Sesimizi mi çıkarabildik?

Dikkat edin; vuranlar onlar, parçalayanlar onlar, zulmün bin bir çeşidini yapanlar onlar; bütün bu vahşete ve katliamlara maruz kalan da biz olmamıza rağmen, onların sesleri çıkıyor, biz ise, kendimizi hâlâ daha müdafaadan bile aciziz.

Biz, Ermenilerle 900 sene aynı coğrafyayı paylaştık. Türk''ün tarihi ortada; inancı ve karakteri de..

Kendilerine büyük ve medeni sıfatlarını yakıştıran milletlerin iddia ettikleri gibi, eğer Türk''ün karakterinde, iddia sahiplerininkine benzer bir nebze soykırım düşüncesi olsa idi, bugün ne Ermeni''den, ne Rum''dan, ne Yahudi''den... bahsedilmezdi. Bahsedilmezdi, zira varlıkları olmazdı! Nitekim, İngilizler Malta''da kurdukları mahkemede, aynı gerekçe ile Türk aydınlarını muhakeme ettiler. İngiliz arşivleri ortada; hiçbir delil bulunamadığı için, bütün sanıklar beraat etmiştir. 1920''li senelerde görülen ve bitirilen bu davanın bugün, daha nesi sorulmak isteniyor? Emperyalist güçler, aynı gerekçelerle 1000 senelik Türk Yurdu''nu işgale yeltenmedi mi?

Adı üstünde; Kurtuluş Savaşı.. Biz bu savaşı ne için yaptık? Kimlere karşı yaptık?

Biz, hesap soracağımız ve hakkımızı arayacağımız yerde, onlar hesap soruyorlar! Ne diyeceğiz yani, yemeyenin malını yerler mi? Dedik ya; bizi bağlarımızdan ve köklerimizden kopardılar. Tarihimize düşman ettiler. Şimdi de istedikleri havayı vuruyorlar. Haklarımızı aramak şöyle dursun, evet; hakkımızı müdafaa dahi edemiyoruz Bizim Dışişleri Bakanımız İhsan Sabri Çağlayangil, 70''li senelerde, iki diplomatımızın Ermenilerce katledilmesinden sonra; ''Olmuşsa, o olaylar Osmanlı Devleti zamanında olmuştur. Biz, Türkiye Cumhuriyeti''yiz. Olayların bizimle bir ilgisi yoktur. Tarihe mal olmuş bir olayı tarihe ve tarihçilere bırakmak lazım!'' demek gafletini göstermişti.

Bir an için köksüzler gibi düşünelim ve redd-i mirasta bulunalım. Yani, Osmanlı''yı inkar edelim! Cumhuriyet dönemine bakalım! PKK''yı besleyen ve üzerimize salanları biliyoruz. Nerelerde yetiştirildiklerini de.. Başta emperyalist güçler, Suriye, İran, Ermenistan ve Yunanistan.. Hangisinden hesap sorduk? 70''li senelerden itibaren (son 25 sene içinde) 40''a yakın diplomatımız şehit edildi. Katledenler, "biz Ermeni Asala Örgütü militanıyız" derken, biz, önceleri hedef saptırırcasına; bunları yapan Rum''lardır diye ilan etmedik mi? Bunca şuursuzlukla ve bu şahsiyetsiz politikalarla daha çok çekeriz!