Türkiye, hızla dünyadan ve bölgesinden uzaklaşıyor. Kendini, bana dokunmayan yılan bin yaşasın anlayışı içinde yalnızlığa terk etti. Halbuki uluslar arası arenada, dokunmayana dokunmamak gibi bir anlayış yok. Bilakis, en ziyade dokunulanlar, bitaraf olma gayreti güdenlerdir. Atalarımız ne demiş; bitaraf olan bertaraf olur! Bir Avrupa sevdasına tutulmuş gidiyoruz. Üstelik bu sevda, aşağı yukarı 200 senelik bir geçmişe sahip. Sultan 2. Mahmut''tan beri, resmen ve alenen Avrupa''lılık için yarış halindeyiz.
Geçen bunca uzun süre içinde, ne biz Avrupa''lı olabildik, ne de Avrupa bizi bu halimizle Avrupa''lı olarak kabul etti. Dolayısıyla biz, bu 200 sene zarfında iki arada bir derede kaldık.
Tabii burada bir şeyi, ısrarla yanlış yaptık; hâlâ da yapmaktayız. Biz, zannettik ki, kendi kimliğimizden arınırsak kolayca Avrupa''lı olabiliriz. Yani, kendimizi inkarla Avrupa''lıya yakınlaşabileceğimizi zannettik. Bu uğurda nelere katlanmadık! Biz, kendimize göre kovaladıkça Avrupa kaçtı. Tam serap oldu derken, ağzımıza bir parmak bal daha çalıyorlar, yeniden gayrete geliyoruz. Hâlâ daha bu kovalamaca sürüyor. Bu, ayrı telden çalmaya eskiler: ''men çe guyem, tamburem çe guyed'' yani, ben ne istiyorum tamburam ne çalıyor, derlerdi. Bizimki de o misal; Avrupa ne istiyor, biz ne yapıyoruz? Unutmayalım ki, biz şahsiyetimizi yitirdiğimizden beri, Avrupa''lılık yarışındayız. Halbuki dünya alem şahsiyete meftundur ve kimliğini yitirenler değil Avrupa''lı olsa olsa, bulamaç olurlar ki, bu kerih halin dünyada müşterisi olmadığı gibi emsali de yoktur.
Sen, seni sen yapan öz değerlerini iptal ve inkarla yola çıkmayla, her şeyi, baştan kaybettin. Unutma ki, Avrupa''lı senin hak değerlerini alarak ve içine sindirerek, bu günlere geldi. Maddeye hükmetti, sendeki bu değerlerle bezenerek medeni oldu. Yani çadırdan saraya yükseldi. Sen ise, zaten sarayda idin! Çadırdaki bu halinle mi Avrupa''lı olacaksın? Hem, neyinle? Hangi kültürle, hangi asliyet ve şahsiyetle? Hangi insan hakları ile? Hangi ekonomi ile? Hangi siyasetle? Söyleyin Allah aşkına; Avrupa''lı hangi etkinliğimizle bize ram olabilecek?
Şöyle etrafımıza bir bakalım, biz nerede varız?
Filistin''de, Kuzey Irak''ta, Çeçenistan''da, Türk Cumhuriyetlerinde, Balkanlar''da -ki, buralarda bizim hayat damarlarımız atıyor- var mıyız, yok muyuz?
Etrafımızdaki en kıytırık devletler, buralarda söz söylüyor, hak arıyor, yönlendirmeye çalışıyor; biz neredeyiz? Biz, Avrupa''lılık uğruna kenardayız! Suya sabuna dokunmuyoruz. Ardından da temizlik bekliyoruz! Ama; gelin görün ki, elin oğlu öyle değil! Taviz üstüne taviz istiyor.
Kıbrıs''ta konfederasyon diyoruz, AB diyorlar.. Ege Denizi''ni paylaşalım diyoruz, Lahey Adalet Divanı diyorlar!
Nerede Avrupa Birliği diyoruz: Çıkmaz ayın son çarşambasında diyorlar!.. Hepsini anladık; iyi güzel de, Türkiye nerede?

