57. Hükümet, memur zam oranını yüzde (20) olarak telaffuz edince kızılca kıyamet koptu. Ülkeyi kötü yönetmenin faturası, şimdiye kadar olduğu gibi şimdi de dar ve sabit gelirliye çıkarılıyor. Yöneticilerimiz, eski alışkanlıklarıyla, kaynak kıtlığından, eğer imkânları olsa imiş daha fazla vereceklerinden, ama; bu durumda verilebilecek yüksek rakamların karşılıksız para basma şekliyle olabileceğinden bunun da enflasyonu azdıracağı ve dolayısıyla, dar ve sabit gelirlinin aleyhine olacağından dem vuruyorlar. İyi de; memur çeyrek asırdır aynı laflarla avutuluyor. En ufak bir iyileşme olmadığı gibi; her gelen yeni gün, dünü aratıyor! Kapıya dayanan IMF, emeklilik yaşının 60''lara çıkarılmasında ısrar ediyor. Bizimkiler de, Türkiye''ye yeni gelmiş gibi: "Dünyanın hiçbir ülkesinde, bizdeki gibi 38 yaşında emeklilik yoktur. Hatta Afrika''nın Ugandası''nda bile!.. Bunu mutlaka Avrupa ölçülerine çıkarmalıyız..." şeklindeki beyanlarıyla IMF''ye arka çıkıyorlar. (Bu konuyu yarın irdeleyeceğiz) Devletin malî tablolarına bakıldığında, gırtlağa kadar borca battığı; ve artık, değil ana parayı, borcun faizlerini ödemekte sıkıntı içinde olduğu görülüyor. Bir kere peşinen kabul etmek gerekir ki; yöneticilerimiz, aldıkları her radikal kararda sabit ve dar gelirliden fedakârlık istemişler ve onlara kısa süre sonra rahata kavuşacaklarını vaat etmişlerdir. Her seferinde, sözleşmeye kuzu kuzu uyan millet ve memur olmuş, ama; aldıkları radikal kararlarla milleti ve özellikle dar ve sabit gelirliyi inim inim inleten hükümetler sözlerinde durmamıştır. Bunun ispatı, mevcut haldir. Aranan istikrar bir türlü bulunamamıştır. Hükümetler öylesine sık değişmiştir ki, millet, kendisini sıkboğaz eden kadroları görüp hesabını bile soramamıştır. Yeni Meclis''teki konuşmalara dikkat edilirse aynı oyunun, aktörleri farklı olarak oynanmakta olduğu görülür. Millet, sizin hangi sözünüze güvensin? Hükümetin en yetkili ağzı çıkarmış oldukları Vergi Kanunu''nun yanlışlığına işaret etmekle beraber: "Çıkarmış olduğumuz Vergi Kanunu''ndan gerekli sonucu elde edemeyişimizin sebebi, dünyayı vuran Güney Doğu Asya krizi ile çakışmasıdır." El-insaf! Yahu; Güney Doğu Asya krizi 1997''de oldu. Siz, kanunu 1998''de çıkardınız. Yani, krizin etkilerini yaşarken yeni bir krize de meydan vererek piyasaları öldürdünüz. Sadece Gaziantep''te 4000 iş yeri, son bir sene içinde kepenk indirdi...
İşçi-memur feryat ediyor. Bu feryada kulak verin; yıllarca aldatılan ve sudan bahanelerle avutulmaya çalışılan insanların isyanını duyarsınız! Millet, halini sandığa yansıtarak yeni bir arayışa girdi ama, beklentilerine cevap bulamadı. Zamların otomatiğe bağlandığı bir ortamda, fedakârlık, tek yanlı olarak milletten, milletin dar gelirli veya hiçbir geliri olmayan kesiminden bekleniyor! Fedakârlık tabirini açıklayarak, günümüze uygun manalandıran bilim adamımızı kutluyoruz; yerinde bir tesbit: Feda-kârlık... Feda kısmı millete, kâr kısmı hükümete bırakılan kurt taksimi!.. Vurun bakalım abalıya!.. IMF''ye vuracak haliniz yok ya!

