Kaydet
a- | +A

Herşeyin kazası ve telafisi olur ama; ya zamanın? Giden zaman bir daha geri gelir mi?Peki; zamanı böylesine hoyratça harcama ve hovardaca kullanma densizliğini nasıl kendimizde görebiliriz?

Millet, içine düştüğü siyasî, sosyal ve ekonomik bunalımdan kurtulabilmek için, seçimi iple çekti. Şahsi ikballerini herşeyin üstünde gören, dünyada sadece bize mahsus siyasetçilerimiz sayesinde; Anayasa''nın âmir hükmü olan, "Temsilde adalet, yönetimde istikrar!" göz ardı edilerek ve görünüşte, başta bütün siyasilerimizin, bilim adamlarımızın ve topyekûn milletin şikâyetçi olduğu karakuşî bir seçim kanunuyla yapılan seçimler sonucunda, paramparça olmuş bir parlamento yapısıyla karşı karşıyayız.

Yönetimde istikrarı sağlayacak tabloya bakın ki, en büyük partinin oyu, sadece yüzde 22 ve milletvekili sayısı sadece 136. Ve yine yönetimde istikrarı sağlayacak tabloya bakın ki, en az üç partinin bir araya gelmesiyle bir koalisyon hükümeti kurulabiliyor!

Seçimden önce, partilerin ittifak yapmalarına imkân veren kanunlar çıkarılsaydı; programları birbirlerine yakın partilerin koalisyonu hem kolay hem de başarılı olurdu.

Şimdi, birinin ak dediğine diğerinin kara dediği ve bir diğerinin de bu her iki görüşe "ecnebi" kaldığı, üçlü bir koalisyon arayışı ile karşı karşıyayız!

Böyle bir koalisyon, ülkenin acil çözüm bekleyen yığınla meseleleri karşısında radikal tedbirler alıp, millete, beklediği hizmeti verebilecek midir?

Bir kısım politikacılarımız diyor ki; Ecevit ayak sürüyor, 45 günlük sürenin dolmasına az bir zaman kaldı. Elini çabuk tutsun; ya kursun ya da görevi iade etsin!

Cumhurbaşkanı, konuya müdahil oluyor; 45 günlük sürenin sonunda, parlamentoyu feshedip seçim kararı almam. Daha şunun şurasında kaç gün oldu. Ecevit''in kullandığı süre makuldür. Hele sonucu bekleyin bakalım! diyor.

Sahi, bu sayın Bülent Ecevit''in, partileri ilk tur ziyaretine kimse bir anlam verebilmişse beri gelsin!

Biz, şimdilik kimseye hükümet kuruluşu için (ortaklık) bir teklif götürmüyoruz! Görüş ve değerlendirmelerini alıyoruz demeye gelen "öylesine bir ziyaret!.."

Bir kısım siyasetçiler ise; durun bakalım, Anayasa''nın hükmü sizin anladığınız manada değil; Meclis Başkanı seçilip, Başkanlık Divanı teşekkülünden sonraki 45 gün içinde hükümeti kurmak gerekiyor! diyor...

Tabii, tabii hiiiç aceleye gerek yok! Hem acele işe şeytan karışır değil mi efendim?.. Önce, siyaseti bir olgunlaştırın bakalım!

Beş kişi olarak gizlice (!) hazırladığınız hükümet programını el altından basına verip yayınlatın! Yetmedi; geçmişten kin satın alarak, bir sürü densiz beyanlarla kamuoyu önüne çıkın! İşte, milletin dertlerine derman beklediği siyasi kadrolar!

Bütçe çıkmamış mı, şimdiden 4.5 katrilyon açık mı var, esnafın kepenkleri mi kapanıyor, iş adamı mı ağlıyor, millet işsiz mi kalmış, terör mü azmış, pahalılık mı artmış, ülkeye turist mi gelmemiş, borsa mı düşmüş... Bütün bunlar ve daha binlerce dert kimin umurunda sahi? Oturmuş, hâlâ milletin ne dediğini tercüme etmeye çalışıyoruz! Şu partiler mi hükümet kurmalı, bu partiler mi?

276 parlamenterin güvenoyu ile bir hükümet teşkil edilebildiğine göre; seçimde milletin en çoğunun söylediği, bu rakamın (güvenin) yarısı bile değil!.. Birinci gelen (!) partiye 100 kişinin 78''i güvenmemiş!

O halde kimse kendisinde keramet vehmetmesin; başlarını önlerine eğip, bunlardan üçü, bir an evel bir araya gelip hükümeti kurmalılar.

Yani millet diyor ki; biz, hiçbirinize tek başınıza güvenmedik. Ancak, üçünüz anlaşır, uzlaşır, bir araya gelebilirse belki bir adam edersiniz!

Bunu niye anlamak istemiyorsunuz da, afra tafra satıp, binbir türlü havaya giriyorsunuz? Size değilse bile; sizin yüzünüzden heba olan zamana ve helâk olan millete yazık! Çok yazık!..