Kaydet
a- | +A

Artık gündemimizde ne hükümet var, ne programı, ne bütçe, ne de toplumun hayati problemleri...

Yeni oyuncağımız, cam kafeste sayıklayan bir hain ve onun bitmez tükenmez saçmalıkları... Yazılı ve görsel medyaya dikkat edin, hepsi bu olaya kilitli. Televizyonların ana haber bültenleri, gazetelerin birinci sayfaları, programlara katılan yorumcular ve köşe yazarları, hep Öcalan''ın yargılanması ile ilgili.

Bu ifadelerden sakın yanlış hüküm çıkarılmasın. Biz, Öcalan davasının basitliğine, onunla ilgilenilmemesine vurgu yapmıyoruz. Bizim söylemek istediğimiz, dünyanın Öcalan''la ibaret olmadığı ve esas itibariyle de onun deli zırvalarına takılıp kalmaklığımızdır.

O, belli ki ölüm korkusuna kapılmış, panaroya halinde sayıklıyor. Neler demiyor ki: Kendisine ve örgüte yardım ve yataklık yapan devletleri sıralarken Rusya, Yugoslavya, İran, Yunanistan, Güney Kıbrıs, Almanya, İtalya, Ermenistan, Hollanda diyor ve fakat Suriye''yi söylemiyor: "Annem Türkmendir, Türkçe konuşur, ben Atatürk milliyetçisiyim... Hayatımı bağışlayın, dağdakileri indireyim... Kürtlerin yegane yaşayabileceği yer Türkiye''dir... Öldürülmem halinde Türk-Kürt kavgası çıkar..."

Türkiye''deki bir kısım devlet ve siyaset adamlarını ve bazı gazetecileri kâh karalıyor, kâh aklıyor. Hatta, Cumhurbaşkanının, Mehmet Ağar''ın oğlunun düğününe gitmeyişini kendilerinin sağladığını söyleyecek kadar ileri gidiyor. Bütün bunlar hezeyan değil de nedir?

Bizim esas değinmek istediğimiz konu, bu hezeyanlara, mal bulmuş mağribi gibi sarılmak isteyen, başta medya olmak üzere, çeşitli kişi ve kuruluşlara ne demeli? Hele bazı siyasetçilerin kendilerini aklamak için, bu hezeyanları mesnet göstermesini doğrusu anlayabilmiş değiliz.

Adam, bir şekilde kendisini, muhatap kılmak istiyor. Bizimkiler de bal gibi bu oyuna geliyorlar. Kafeste sayıklayan bu hain için doktor, diyeceğini demiş: "... Hasta, çekinmeden her şeyi yiyebilir!.." O, yemesine yiyor da; Bize ne oluyor? Yığınla hezeyanı televizyon ekranlarına, gazete sayfalarına taşıyor, daha da ileri gidilerek bir kısım siyasilerimiz tarafından muhatap addedilip, cevap verme gereği duyuluyor. Yazık ki, ne yazık!

Toplum olarak bir şeye kilitleniyoruz ve gözümüz ondan başka bir şey görmüyor. Bu tuhaflık bile geri kalmışlığımızın resmidir. Dün, bu karede Merve Kavakçı vardı. Bütün bir toplum; kişi, kurum ve kuruluşları ile onunla ilgiliydi. O konu bıçak gibi kesildi, Öcalan perdedeki yerini aldı. Şaşılacak şeye bakın ki, bütün bir toplumun gözleri, o perdede oynamakta olan filme adeta mıhlı!

Ne kendine, ne etrafına bakan var... Cambaza baktırıp malı götürenlere bravo diyecek halimiz yok... Bari enayi olduğumuz bilinmesin!..