Etrafımıza ve dünyaya bakıp, onlarla kendimizi kıyasladığımızda, Türkiye''de zaman adeta işlemiyor veya geriye doğru işliyor! Türkiye''de zamanı durduranları ve geriye doğru işletenleri biliyor ve onların kargaları bile güldüren hallerini ibretle seyrediyoruz! Bundan 40-50 sene evvel de bu toplum, belki biraz daha basit metotlarla mütemadiyen avutulup uyutulmaya çalışıldı. O vakitler, haberleşme araçları, bugünkü kadar gelişip yaygınlaşmış olmadığından, milletin kahir ekseriyeti, neyin ne olduğunu pek bilemiyordu!
Artık, gün ağardı ve kralın çıplak olduğu, bütün bedahetiyle görüldü! Köy bakkalından, mahalle mektebine giden çocuğa kadar herkes, her şeyi anlıyor. Bundan böyle; idarecilerimiz yaptı; elbet bir bildikleri var demenin zamanı çoktan geçmiştir.
Bütün bunlara sebep, milletin kötü idaresi ve içinde bulunduğu fakr-ü zaruret halidir. Aylar, hatta seneler geçiyor; iyiye ve hayra yorabileceğimiz bir işaret bile göremiyoruz. IMF, kronikleşmiş enflasyonu düşürebilmek için, en acımasız kararları Türkiye''ye dayattı! Oysa, bu millet pek iyi biliyor ki, ülkenin ekonomik yapısındaki bu çapraşıklık giderilmeden alınan bütün tedbirler havada kalacak ve milletin çektiği sıkıntı, hatta kahırlar yanına kâr kalacaktır. Bu bozukluğu giderecek Meclis, ipe sapa gelmez konularla meşgul!. Mesut Yılmaz''ı, altında bütün bakanların imzası bulunan bir karardan dolayı Yüce Divan''a göndermek istiyor!. Halbuki, o kararda imzası bulunan bir sürü bakanla, şimdi kendileri hükümet ediyor! Tansu Çiller''i de, hakkında kesinleşmiş ve beraat etmiş mahkeme kararları bulunan bir davadan dolayı Yüce Divan''a göndermek istiyorlar! Başbakan, birlikte hükümet ettiği ortağının bu davranışını anlayamadığını söylüyor! Söyleyin Allah aşkına! Türkiye''de anlaşılabilen ne var? Parlamento, bu olmayacak duaya amin demez.. Hem dese de ne olur ki? O halde, bile bile suyu bulandırmanın manası nedir? Fazilet Partisi''nin kapatılması ile (eğer, FP mensuplarının milletvekillikleri düşürülürse) gidilecek bir ara seçimde, 3-5 milletvekili daha fazla çıkarmak adına yapılıyorsa bütün bu anlamsız işler, yazık! Hem de pek çok yazık! Bırakın da, bu tür ayak oyunlarını muhalefet düşünsün! Tabii, yapılacak bir ara seçimde, sandığa gömülmekten korkuyorsanız, o başka! Hiçbir parti mülahazasına kapılmadan, şu hususu açıkça ifade etmek lazım: Rahmetli Özal''dan sonra gelen bütün iktidarlar, milletin dertlerine deva olamadıkları gibi daha da artırmışlardır.
Millet, Ankara''da dönen siyasi dolaplara bakmıyor. Aldırış da etmiyor. Zira, oranın dolap yeri olduğunu çok iyi biliyor! Millet, cebine bakıyor; akşam çoluk çocuğuna götüremediği bir lokma ekmeğe bakıyor! Siftahsız kapattığı tezgâhına bakıyor! Mafyaya, çetelere, vurgunculara bakıyor! Ve; okula gönderemediği kız çocuğuna bakıyor! Baktıkça ağlıyor... Ve; ve ne diyor biliyor musunuz: Keşke, ellerim kırılaydı da, bu partilere oy verip, onları iktidar yapmasaydım!

