Seçimin kazananı belli: AK Parti ve Tayyip Erdoğan...
imkânlar dikkate alındığında yüksek bir akıl üretmesi gereken İstanbul
sermayesi, finans oligarşisi ve onun medyası şantaj kasetlerine karşı
ilkeli ve ahlaki bir duruş koymak yerine böylesine eski usul
operasyonlara destek vererek kaybettiler.
bel bağladı. Boğaziçi aşireti ve medyası ona yoğun destek verdi.
MHP'den oy devşirildi ama malzeme bu kadardı. Tüm bu destekle CHP'nin
oyunu ancak yüzde 3 artırabildi. Oysa rakibi Kadir Topbaş 5 puan
artırarak geçen seçimdeki 7 puanlık farkı 9 puana çıkardı. Sarıgül seçim
sürecindeki saldırganlığı, aşağılamaları ve hakaretleriyle de zaten
kaybetmeye başlamıştı.
Miraç'tan indirilip kamyonet kasasına bindirilecek kadar gözü dönmüşlük
sergilendi. Bunun için özür bile dilenmedi. Sonra da TV dizisindeki bu
durumu protesto eden bir oyuncunun rolü, "senaryo gereği" köpeklere
parçalattırılarak sonlandırıldı.
gecesinde oy oranlarını sürekli olarak manipüle ederek farklı bir algı
ve kafalarda soru işareti oluşturmaya çalıştı. Kaybedeceklerini
anlayanların telaşıyla bir ahlaki deformasyon sergilendi "seçime hile
karıştı" algısı meydana getirilmek istendi.
araştırma şirketinin CHP'li sahibi Hakan Bayrakçı sık sık "AK Parti'nin
oyu en az yüzde 15 düştü. AK Parti'nin oylarını yüzde 45-46 bulan
araştırma şirketleri seçimden sonra kendilerine başka iş arayacaklar"
dedi. Şimdi SONAR'ın kendini feshetmesi ve Hakan Bayrakçı'nın da başka
bir iş yapması gündemde bir kaybeden olarak.
gecesi sürekli olarak bir kuşku oluşturarak Gülen örgütü ve ona bağlı
Cihan Haber Ajansı'nın manipülasyonlarını yansıtarak kaybedenler arasına
katıldı.
medyayı fake hesaplarla çok iyi kullanan ve "Peygamberimiz tweetleri
ikiye katlayın talimatı verdi" diyecek kadar gözü dönen Pensilvanya
talimatını kıyasıya kullanan Paralel yapının trolleri seçimin ilk
sonuçları alınmaya başladığında tek tek ortadan silindiler.
da kaybettiler. Hem de Wall Street Journal'leri, The Economist'leri,
Guardian'ları, Financial Times'larıyla birlikte. Fethullah Gülen'i dünya
medyasına ve kamuoyuna "bakın ne kadar cici bir dini lider" diye epey sevdirmeye uğraştılar ama boşa çabaydı.
yayın organlarını ve köşe yazarlarını Pensilvanya'nın emrine tahsis
etti. Hükümeti yıpratacağını düşündüğü her habere yer verdirtti. Bir
medya patronu olmaktan çıktı, Kemal Kılıçdaroğlu'nun antrenörü gibi
çalıştı.
Pensilvanya'nın isteklerini yerine getirmede biraz ayak sürüyecek gibi
oldu ama özel hayatını paramparça eden bir şantaj kasedi piyasaya
sürülür sürülmez pes etti ve tüm yayın organlarını Gülen örgütünün
kullanımına sundu.
Cumhuriyeti devletinin içine; yargısına, emniyetine, bürokrasisine ve
askerine sızmış olan çete elemanları MİT TIR'ını durduracak ve içinde
silah arayacak kadar gözlerini kararttı. TIR operasyonu kısa zamanda
açığa çıkarıldı ama tahribatı epey fazla oldu.
tabanı tarafından seçilip meclise yollanan kimi milletvekilleri,
Pensilvanya'dan talimat alarak hükümette sarsıntı meydana getirmeyi
amaçladılar ve tek tek istifa ettiler. Başbakan onlara "tuzluk" adını
taktı.

