17 Ağustos, belleklerden silinmeyecek bir gün... Bir yıl geçti aradan. Bin yıl da geçse, unutulmaz; "asrın felaketi" damgasını yiyen bu gün. Büyük çoğunluk gibi, biz de uyumadık o gece. Bir kanaldan diğerine geçerek yeniden yaşadık bir yıl önceki o dehşet gecesini. Gözlerimizde yaş ve yüreğimiz ezik ezik... Annelerini, babalarını kaybedenler... Evlatlarını kaybedenler... Oğlunu, gelinini kaybedip sağ kurtulan torununu bulamayan babaannenin feryadı!.. Bir yıldır iş bulamayan delikanlıların "iş, iş!.." diye yakarışları!.. Dehşet gecesinden beri konuşamayan, yürüyemeyen evladını bağrına basan annenin "yardım edin, ne olur yardım edin!" diye içine akıttığı gözyaşları!.. Yüzlerce, binlere yüreği yanık insan!.. Gel de üzülme... Gel de unut... Mümkün mü?.. Giden gitti. Kalan sağlar, yaşamak için savaşıyor. Çocuklar, gençler, büyükler, kendi evlerinde, kendi yataklarında uyumak istiyor. En doğal hakkı değil mi bu herkesin? Yaz mevsimindeyiz ama önümüz kış!.. Büyük çoğunluğun hâlâ başını sokacak bir yuvası yok deprem bölgesinde. İsyan içinde olan bu insanları dinlemek gerek sabırla, anlamak gerek... Ve korkular, endişeler, kaygılar... Aynı büyüklükte bir deprem daha olursa!.. Binalarımız sağlam mı? Evler, işyerleri, okullar... Gecekondular, apartmanlar... Kaçak yapılar, kaçak katlar... Zemin... Deniz kumu... Bozuk beton... Belediye, kontrol, müteahhit... Kime inanacağız, kime güveneceğiz? Sevgili depremzede kardeşlerimiz! Sizin acınız, hepimizin acısı... Bugün size, yarın bize!.. Yurdumuz, bir deprem ülkesi olduğuna göre... Üç gün önce, uyumadık; unutmadık; unutturmadık; ama bu yetmez! Mutlaka bir şeyler yapmak gerek. Her gün, bir "küçük adım" atsak; bir yıl sonra, epeyce yol katetmiş oluruz. Küçümsemeden, sabırla, inatla, inançla, bir "küçük adım" atalım her gün. Bu acıyı unutturacak acı vermesin Allah!
Bugün ne pişirelim Sebzeli güveç, ezogelin pilavı, cacık, muhallebi.
İlaçları nasıl saklamalıyız? Doğru saklanmayan veya kullanım tarihi geçmiş ilaçların sağlığımız için zararlı olabileceğini hepimiz biliyoruz. Uzmanlar, ilaçları nasıl saklamamız gerektiği konusundaki ip uçlarını şöyle sıralıyorlar: * İlaçlarınızı çocukların erişemeyeceği kuru, serin ve karanlık yerlerde saklayın. Banyo ve mutfak gibi yerler sıcak ve nemli olmaları nedeniyle uygun mekanlar değildir. * Belirtilmediği takdirde ilaçlarınızı buzdolabında saklamayın. * İlaçları orijinal kutularında muhafaza edin. * Farklı ilaçları aynı kutuda saklamayın. Hem kullanım sırasında karışıklıklar yaşayabilirsiniz hem de birbirlerini kimyasal olarak etkileyebilirler. * İstenmeyen nem ve ıslaklıklara yol açabileceğinden şişelerin içindeki pamukları atın. * Son kullanma tarihlerini zaman zaman kontrol edin. Eski ya da doğru muhafaza edilmemiş ilaçlar yarar getirmeyeceği gibi zararlı bile olabilir. Örneğin tarihi geçmiş aspirinler, kristalleşmiş öksürük şurupları etkilerini kaybederler. Hatta zamanında kullanılmayan ve doğru muhafaza edilmemiş antibiyotikler, böbrekler için zararlı hale gelir. Bunları tutmayın, atın!

