Kaydet
a- | +A

NEYMİŞ neymiş? 1950 yılı; demokratikleşmenin, ilerlemenin, çağdaşlaşmanın kırılma noktasıymış. Yani o sene Türkiye, dosdoğru giderken yol kırılmış. Allah Allah... Ne olmuş 1950 yılında?.. Bütün mahkemeler kapatılmış mı? İş kurma, seyahat etme hürriyeti engellenmiş mi? Seçme seçilme hakları askıya mı alınmış? Yoksa nüfusun yarısı îdama mı uğramış? * * * Ne olmuş da 1950 senesi talihsiz îlân ediliyor? Aklımıza gelmeyen başka sebepler mi var? O yıl bütün ağaçlar kurumuş mu sahi?.. Marmara Denizi''ni elimizden mi almışlar? 1950''de kimse ıspanak yememiş mi? Ateş yakmak, ev kurmak, evlenmek yasaklanmış mı? Olur a; ip atlayanları dövmüşler, kaldırımda yürüyen on milyon kişiyi Fizan''a sürmüşlerdir. Trenler raydan çıkmış, (ne bileyim ben) kuru fasulye pişiren kadınlar hapislere tıkılmıştır. Sahi, ne olmuş da Türkiye kırılmış? * * * Kendimizi yokuşlara vuruyor, aklımızı zorluyor ve televizyon güllerinin dünya çapındaki keşiflerini nihayet anlayabiliyoruz. Efendim, meğer 1950 yılında Demokrat Parti hür seçimlerle iktidara gelmiş. Türkiye de işte o yüzden çatır çutur kırılmış. Neymiş neymiş? 1950 senesi Türkiye''nin çattadanak kırıldığı tarihmiş.

Kıranlar da Demokrat Partililer. * * * Bu hafiften öte, bu kepazelikten aşırı, bu terbiyesizlikten aşağı hüküm, çirkinliğin bile reddedeceği kirli bir nankörlüktür. Böyle sefil bir muhakemede ancak bizim televizyon güllerine yakışır. Utanış işte böylelerinden utanır. Bu küfür karşısında küfrün yüzü kızarır. Tarafsızlık, sağduyu, vefâ, adamlık, yerlere ancak böyle çalınır. Gör Türkiye! Ne yaman güllerin var. * * * Biz o tarihi, öncesi ve sonrasıyle yaşayanlardanız. Dinleyin şimdi... Eğer o sene Türkiye''de bir iktidar değişikliği olmasaydı vay idi hallerimize. Şu gün hâlâ 1949''ları yaşardık. Kızmayın, sabredin, kulak verin lütfen. Türkiye aç idi, aç... 1950''den sonra doydu. Parayı, asfaltı, radyoyu, göleti, barajı, elektriği, otomobili 1950''lerden sonra tanıdı. Veremden, sıtmadan, koleradan kurtuldu. Ayağımız pabuç gördü efendiler. Artık kimse aynı köyde doğup ölmüyordu. 1949''da çay içemeyen Türkiye; ağız tadının, gülmenin, ahbap ziyaretinin, okumanın, hayal kurmanın tadına 1950''den sonra varabildi. * * * 1950, tıpkı Kurtuluş Savaşı gibi bu yüzyıldaki ikinci büyük kükreyiştir. Millet olmanın haysiyetine varıştır. Ne kırılması?.. Bütünleşmenin, dünyada var bilinmenin, demokrasimizin türkülenip coşkulandığı bir âbide tarihtir. 1950, kara feryatları terkedip en mânâlı ve nurlu geleceğe doğru koştuğumuz, yıllardır yana yakıla özlediğimiz uğurlu bir sabah vaktidir. * * * Ağzınızı toplayın, yoksa toplatırlar.