HANİ bize elektrik?.. Önce böyle bağırıştık milletçe. Sonra, "Hani bize yol, hani bize ilâç, hani bize su?" diye yırtındık.
Çünki yoklar içinde yaşıyor, belki de yaşadığımızı sanıyorduk.
Derken sıra, "Hani bize buzdolabı, çamaşır makinesi, elektrik süpürgesi, kokulu sabunlar, deterjanlar?" özlemlerine geldi.
Artık büyüyorduk.
* * *
Dahası; istemeyi, ihtiyaç duymayı, uygarlık nîmetlerinin vazgeçilmezliğini öğreniyorduk.
Naylon gömlekler, plâstik tabaklar, formika dolaplar, uyduruk sertleştirilmiş yağlar dönemini hızla geçtik. Vita tenekesine sardunya dikme devirleri çoktan aşıldı.
"Ah bir radyomuz olsa"lardan büyük ekranlı televizyonlara, bilgisayara meyilli çocuklara eriştik.
Artık büyüyorduk.
* * *
Sonra ansızın beklenmeyen gelişmeler oldu. İlâç ve su isteyen, kokulu sabun ve saç kurutma makinesi özleyen kitleler bir de baktık:
"Biz de sağlam anayasa isteriz"
"Düşünce ve yazma özgürlüğü"
"Tıpkı Batı''daki gibi tam demokrasi" demeğe başladı. Gocunmaya, irkilmeğe gerek yok. Yarınki Türkiye elbette bugünkinden daha hür, daha zinde, hatta daha hoşgörülü olacaktır.
Ve istedikçe, vatandaş bilinmenin tadına varacaktır.
* * *
Geçende bir dost "Ekonomik kriz" diye küplere biniyor, eyvahlanıyorken kendimi tutamadım: "Yaşasın ekonomik krizler" deyivermişim.
Şaşırdı ve inanmazca gözlerime baktı.
"Demek ki" dedim, "ekonomimiz var. 40 yıl önce ekonomi yoktu, kriz de yoktu."
Az geçince ayıldı bizimki, yüzüne tebessüm geldi:
"Sahi" dedi... "Kriz, ekonomisi canlı ülkelerde olur. Hastane olan yerde doktor, yol olan yerde otomobil, otlak olan yerde sürü, ekonomi olan yerde kriz..."
* * *
Evet...
"Hürriyet, demokrasi, sağlam anayasa" diye bağırılıyorsa, demek ki o ülkede "Vatandaşlık" şuuru da oluşmuştur.
Dedik ya, bu örnekler büyüme işareti.
Hem de gökkuşağı kadar albenili, mevsimler kadar gerçek.
* * *
"Gazocağı isterim, benzinli çakmak isterim"den, "dörtbaşı mâmur demokrasi isterim"e gelen bir Türkiye''desiniz.
Ona göre yazın, ona göre konuşun.
Ona göre çizin, ona göre düşünün.
Buralara kolay gelmedik. Ama bundan ötesine sanırım kolay erişilecek.
* * *
Ahmet Öz, Esslingen/Almanya... Gözlerinizden öperim.
Recep Özer, Almanya... "Yalnızlık ve ben" başlıklı yazımı bulursam göndereceğim. Selâm.

