YIL 1526. Türk ordusu Mohaç Meydan Muharebesi''ni kazanıp, Macaristan''ın başkenti Budin''e girmiştir. İki yıl sonra da Muhteşem Süleyman, Alman İmparatorluğu''nun taht merkezi Viyana kapılarındadır.
Avrupa''nın titreme, Osmanlı''nın ihtişam dönemindeyiz.
O günlerden ibretli bir hikâye sunacağım.
Hazır olun ve nefeslerinizi tutun.
* * *
Viyana çevresinde yapılan muharebelerden birinde, beş Türk askeri Almanlarca pusuya düşürülüp esir alınır. Az geçince de Viyana kumandanının önüne çıkarılır.
Ve sorgular başlar.
"Hangi paşanın askerlerisiniz?"
"Kaç bin askeriniz var?"
"Kaç topa sahipsiniz?"
Beş esir genç tek kelime etmezler. Korkusuz, eyvallahsız, hatta umursamaz görünürler. Viyana Kumandanı''na alay eder gibi bakmaktadırlar.
Kumandan ile yanındakiler çılgınca dönmüştür.
Beklenen emir verilir:
-Soyun bu rezilleri!
* * *
Beşini de soyarlar, elleri bağlıdır, işkence başlar. Demir zincirli kamçılarla bütün gün eziyet ederler. Akça vücutları parça parça oyulur, ezilir, kesilir. Beş yiğit artık kızıl kan içredir.
İşin garibi, beşinden de en ufak bir ahlama, ohlama duyulmaz. Başından beri mütebessim ve sessizdirler.
Viyana Kumandanı haykırır:
- Getirin çuvalları!
Çuvallar getirilir. Esirlerden ilkini iri çuvallardan birine korlar, ağzını bağlayıp, Viyana Kalesi''nden dibi görünmez Tuna kayalıklarına atarlar.
* * *
Dört delikanlı; bitkin fakat sessiz, harap fakat dimdik, perîşan fakat metin haller içindedir.
Kumandan yırtınır gibi yeniden bağırır:
"Hangi paşanın askerlerisiniz!"
"Kaç bin askeriniz var?"
"Kaç topa sahipsiniz?"
Aynı vakur sükûnet devam eder. Gözlerinde ne korku ne de merhamet dilenişi görülür.
* * *
İkinci, üçüncü, dördüncü askerler de çuvallar içinde aynı uçuruma atılır.
Sıra kendisine gelince, beşinci yiğit seslenir:
- Bağlarımı çözün, konuşacağım. Bir yudum da su verin.
Suyu getirirler. Mehmetçik kana kana içer. Sonra, etrafındakilere çelik mavisi gözlerle bakıp haykırır:
- Bre gafil düşman!.. Boşuna uğraşıyorsunuz. Şayet ölümden korksaydık buralarda işimiz neydi?
Ve... Yaralı bir arslan gibi sıçrayıp, az önce dört arkadaşının parçalandığı kayalara doğru uçar.
* * *
Şimdi bu Mehmetçik, hakikaten kayalara doğru mu uçmuştur? Hayır.
Mertliğe, asâlete doğru... Haysiyete, zirvelere doğru... Yarınlara, ve ve ve: Bize doğru uçmuştur. Demek istediği bir şeyler vardır. Nedir onlar?
* * *
Nedir, nedir, nedir onlar?
...............
Macit UNCU, Hassa... Kıymetli ve bilgilendirici mektubunuzla sevindim. Teşekkürler ve sağlık dilekleri.

