Kaydet
a- | +A

CHP yeni bir kurultay peşinde. Bugüne kadar 1999 kurultay tertipleyen bu parti; demek ki; 2000 yılına 2.000''inci defa kendi kendisiyle hesaplaşarak giriyor.

Ne diyelim, kolay gele.

Bu kurultay da vatana millete, bakarsınız hayırlı olabilir.

***

Her kurum gibi partilerin de bir ömrü oluyor. Bizler şimdiye kadar yitip gitmiş nice iddialı partilerin doğruluşuna şahid değiliz.

Gidenler tam gidiyor.

Köylü Partisi, Memleket Partisi, Yeni Türkiye Partisi, Cumhuriyetçi Parti, Millet Partisi, Hürriyet Partisi, Demokratik Parti, Milliyetçi Demokrasi Partisi, Halkçı Parti, Sosyal Demokrat Parti, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi...

Bunlar kaybolup gidenler.

Bir de sıra sıra sol tavırlı tabelâ partileri var, onları saymıyorum.

***

CHP, bilhassa Deniz Baykal yönetiminde adı geçimsize ve anlaşılmaza çıkmış bir siyasî teşekkül. Adnan Keskin, Hasan Fehmi Güneş, Fikri Sağlar gibi sivri isimler de bu partinin yaralarına tuz ve biber ekmeyi yaman becerdi.

Yeni bir kurultay, CHP''yi diriltir mi?

Göreceğiz.

CHP, son seçimlerde milletçe fena halde redde uğramış, çâre ve alternatif olmaktan çıkmış, elinden tutan üç-beş kişi de soluğu DSP''de almıştır.

CHP''nin işi zor.

***

"Efendim biz Cumhuriyetin partisiyiz."

Bu da lâf mı yani?

Öteki partiler Afganistan''daki Taliban örgütünü mü temsil ediyor?

Böyle sızlanış olmaz.

Oy ve gönüller böyle kazanılmaz.

1920''lerde kalakalmışlığın îtirafı ile bir yere varılmaz.

***

Kaldı ki, CHP''nin bir görevi olduğu halk nazarında hatırlanmıyor. Hâlâ "Altı ok" mîrâsıyle kıt kanaat geçinmeğe çalışmak, dünyaya 1920''ler penceresinden bakmak, şimdiki zaman ile akortsuzluktur.

Daha önce de yazdım. Altı okun ilk üçü Rus ahbaplığına çekilmiş bir temenna, sonraki üçü ise Avrupa''ya gönderilmiş zorâki selâm idiler.

"Devletçiyiz, Halkçıyız, Devrimciyiz!"

Rusya, duy bizi...

"Milliyetçiyiz, Lâikiz, Cumhuriyetçiyiz"

Avrupa, hatırla bizi.

***

Seksen yıl önceki konserve umdeler yeni bir yüzyılda fazla pörsük ve ihtiyar kalıyor.

CHP''nin asıl meselesi; yepyenilenmek,

Devir ile akortlanmak idi.

Milletle olan bağlar koptuktan sonra, taze bir başlangıca gücler yeter mi? Bu kadro silkinişlere kâfi gelir mi?

Dahası; Türkiye, kendi içinde bile devamlı kavgacı ve geçimsiz bir kuruluşa şimdilerde muhtac mıdır?

***

Gene de gayet ümitsizce, "Ha gayret" diyoruz.